TEMİZ SUYA ERİŞİM: KİMSE GERİDE KALMASIN!

 

Su, hepimizin temel yaşam kaynağı ve hayatımızın her alanında büyük yere sahip. Ancak maalesef bu, onu her seferinde düşünmeden kullanmaya devam etmemize engel olamıyor. İhtiyacımızdan fazla su kullanmanın hem kendi yaşamımıza, hem de çevremize olan etkisini yeni yeni kavrıyoruz. 22 Mart Dünya Su Günü, dünyadaki su problemi ve bu durumu değiştirmek amacıyla yapabileceklerimiz konusunda bilgimizi arttırmak için en doğru gün diye düşündük. Gelin, başlayalım!

Günün en başından, uyandığınız andan başlayalım. İlk olarak ne gelir aklınıza? Kimileri yüzünü yıkayıp ayılmaya ihtiyaç duyar, kimileri sıcacık bir duş alarak başlar güne, kimileri için ise öncelik dişlerini fırçalamaktır. Belki de bazıları gözlerini açtığı ilk an, koca bir bardak su içmeyi sever. Farkında mısınız, tüm bu aktivitelerin ortak noktası suya ihtiyaç duyuyor olmaları! Kabul edelim, suya dokunmadan, su içmeden başlanan her gün, herkes için biraz eksiktir. Üzücü olan noktaysa şu ki, bizler suyun hayatımızdaki önemini yalnızca ondan mahrum kaldığımızda farkına varıyoruz.

O kadar ki, dünyadaki su probleminden bahsedildiğini duyan pek çok insanın verdiği tepkilerin çoğu benzer olmaya başladı. Dünyanın %80’i suyken, su kıtlığı mı çekeceğiz? Koskoca dünya benim yere attığım plastik pet şişe ile mi kirlenecek? Bir tek ben bez çanta kullansam çok mu şey değişecek? Hepsine cevap verelim, evet! Önceki yazılarımızda, Netflix’in Explained adlı belgeselinden, özellikle de Küresel Su Krizi adlı bölümünden bahsetmiştik. Bu belgeselde de anlatıldığı gibi,dünya üzerindeki tüm suyun %97’si tuzlu ve %2’si buzullar altında. Yani bizlerin hayatta kalmak için ulaşabileceği yalnızca %1’lik bir kısım var. Bu küçük yüzdelik suya ulaşmak da tahmin edildiği kadar kolay değil, oldukça zor ve pahalı işlemler gerektiriyor. İşte 22 Mart Dünya Su Günü, tam da bu farkındalığı arttırmayı amaçlayan özel bir gün. Peki ne zaman, nasıl başladı Dünya Su Günü kutlanmaya?

22 Mart Dünya Su Günü, ilk olarak 1992 yılında Rio de Janerio’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda genel kurul tarafından ilan ediliyor. O günden itibaren her yıl farklı temalarla kutlanan günün ilan edilme amacı, giderek büyüyen temiz suya erişim problemine dikkat çekmek ve su kaynaklarının korunması adına bilinç oluşturmak. Her üç yılda bir artan su krizini tartışmak amacıyla Dünya Su Konseyi toplanıyor, 2009 yılında ise bu konseyin İstanbul’da düzenlendiği biliniyor. 2003’ten bu yana ise, Dünya Su Günü etkinliklerinin organizasyonunu gerçekleştirme sorumluluğu UN-Water’a ait.

1995’te “Kadınlar ve Su” temasıyla öne çıkan Dünya Su Günü, geçtiğimiz sene “Su için Doğa” temasına sahipti. 2019 yılınınki ise “Kimseyi Geride Bırakmamak”. Bu fikrin esas olarak odaklandığı nokta,temiz suya erişimin insani bir hak olduğu gerçeği ve bu gerçeğin karşılığını bulamıyor olması. Özellikle ötekileştirilen grupların erişim probleminin en büyüğünü yaşadığını söyleyebiliriz; kadınlar, çocuklar, mülteciler, engelli insanlar ve çok daha fazlası. Bu gruplar, temiz suya erişim ihtiyaçlarını, çoğunluğun ayrımcı tepki ve davranışları nedeniyle karşılayamıyorlar. Yani bu sene altı çizilmek istenen nokta şu ki, farkında olmadan çok sayıda insanı geride bırakıyoruz.

İsterseniz Dünya Su Günü’nün resmi internet sitesinden edindiğimiz bazı istatistiki bilgilere bir göz atalım. 2.1 milyar insan evlerinde temiz sudan mahrum olarak yaşıyor. Dünyada her gün, 700’den fazla 5 yaşında veya daha küçük çocuk, diyare adlı, temiz suya erişim ve kötü sağlık koşullarıyla bağlantılı bir hastalık nedeniyle yaşamını kaybediyor. Yaklaşık 4 milyar insan, yani dünyanın üçte ikisi, yılda en az bir ay ciddi bir su kıtlığı yaşıyor. Bunlara benzer sayısız veriden bahsetmek mümkün. Ancak bizce önemli olan, durumu değiştirmek için neler yapılması gerektiğinin farkına varmak.

Yapabileceğimiz sayısız şey var; diş fırçalarken veya tıraş olurken kullanmadığımız anlarda suyu kapatmak, kıyafetleri çamaşır makinasına atıp yıkamadan önce yeterli miktarda birikmesini beklemek, duşta suyu boşa akıtmamak, bahçemizi sularken damlama sistemini kullanmak, kullanılmış suları çiçek sulama gibi aktiviteler için yeniden kullanmak. Bu duruma örnek olarak, bir besini haşlamak için kullandığımız su ile daha sonra çiçekleri sulamayı verebiliriz. Aslında hepsi yalnızca küçük alışkanlık değişimleri, hepsi bu! Hadi gelin, bugün biraz sorgulayalım ve öğrendiklerimizi çevremizle paylaşalım.

Yazımızı bugün bize bir hayli ilham veren bir Ted konuşması ile bitirmek istiyoruz. Konuşmada, Fas’ta yaşayan ve ülkesindeki kir sebebiyle tıkanan nehri 20 yıllık çaba sonucu eski günlerine döndürmeyi başaran Aziza Chaouni’nin hikayesine tanık olacaksınız. Unutmadan, yakında su ve sürdürülebilirlik ile ilgili ilham dolu Ted konuşmaları serimiz olacak, takipte kalın. Dünya Su Günümüz kutlu olsun!

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (all fields required)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.