FİLMLERİN YENİ TRENDİ: KAYNAKLAR YETERSİZ, İNSAN ÇOK!

 

Fark etmişsinizdir, günümüzün çizgi roman uyarlaması olan veya ‘dünyanın sonu’ temalı filmlerde sıklıkla yer verilen bir trend oluşmaya başladı. Altı çizilmek istenen durum şu, elimizdeki kaynaklar yeterli değil, ancak buna karşın dünya nüfusu her gün katlanarak artıyor. Peki çözüm ne? İşte bu filmlerin her biri, farklı bir çözüm önerisiyle karşımıza çıkıyor. İsterseniz yakından bakalım.

Günümüzün en önemli sorunlarından biri olan nüfus artışı, biz insanoğlu için salgın, açlık, temiz suya erişim gibi; dünya içinse çevre kirliliği, iklim değişiklikleri gibi sayısız olumsuz etkiye sahip. Nüfus artış hızı yüksek olan ülkelerde kalkınma hızı yavaşladığı gibi, ekonomik ve sosyal sorunlar da artıyor. Son zamanlarda Marvel filmlerinde de sıklıkla karşımıza çıkmaya başlayan bu durum, Avengers: Infinity War’da Thanos karakteri ile öne çıkıyor.

Thanos, yaşadığı yer olan Titan’da, nüfus artışı nedeniyle ortaya çıkan kaynak yetersizliğini görüyor ve dünyayı kurtarmaya karar veriyor. Bu noktaya kadar her şey gayet güzel, ancak Thanos’un bunu başarmak için bulduğu yöntem gidişatı değiştiriyor. Thanos’un çözümü, iyi-kötü, zengin-fakir, güzel-çirkin ayırt etmeden evrendeki tüm canlıların yarısını yok etmek. Böylece geride kalan yarı nüfusun, var olan kaynaklarla rahatça yaşam sürebileceğine inanıyor. İhtiyacı olan güce erişerek amacını gerçekleştirmesi içinse toplaması gereken altı Sonsuzluk Taşı bulunuyor.

İşin aslı şu ki, Thanos’un bulduğu bu çözüm İngiliz nüfus bilimci Thomas Robert Malthus’un 18.yüzyılın sonlarına doğru ortaya attığı Malthus Nüfus Teorisi’ni hem yok sayıyor, hem de doğası gereği sürdürülebilirlik noktasında etkisiz kalıyor. En temel şekliyle Malthus’a göre, beslenme kaynakları doğrusal olarak artarken, canlı nüfusu üssel olarak artıyor. Bir başka deyişle, dünyadaki canlı nüfusundaki artış ortaya çıkan besin miktarından daha fazla.

Haliyle Malthus’un bu duruma nasıl bir öneriyle yaklaştığını merak edeceksiniz. Malthus, iki tip çözüm önerisi sunuyor: önleyici önlemler ve doğal önlemler. Önleyici önlemlere örnek olarak geç evlenmeyi, doğal önlemlere örnek olarak ise savaşlar, açlıklar ve salgın hastalıkları verebiliriz. Daha önce söylediğimiz gibi, Thanos’un eylemi ne sürdürülebilir, ne de bu iki kategoriden birine giriyor. Bize sorarsanız, Thanos’un esas hatası, en başta sürdürülebilirliğin ‘bir parmak şıklatmayla’ sağlanabilecek basitlikte olduğunu düşünmesi. Oysa sürdürülebilirlik, her gün ve her an sürekli bir çaba gerektiren bir olgu.

Downsizing, merkezinde nüfus artışının olduğu bir başka film. Özellikle nüfus artışının çevreye olan zararları üzerine odaklanan film, yaratıcı bir çözüm önerisiyle karşımıza çıkıyor: insanları küçültmek! Yapılan deneyler sonrasında bilim adamları, insan vücudunu neredeyse bir işaret parmağı boyuna getirmeyi başarıyor. Böylece harcamalar ve tüketim miktarları, dolayısıyla da ekolojik ayak izleri azalıyor. Bir başka film Inferno’da, Bertrand Zobrist adlı bir bilim adamının “inferno” adlı bir virüs yaratarak insan ırkının yarısını yok etmeyi amaçladığını görüyoruz.

Özellikle beslenme kaynaklarının yetersizliğine odaklanan What Happened To Monday ise, “Son 50 yılda, popülasyonu ikiye, kullandığımız besin ve su miktarını üçe, fosil yakıt miktarını ise dörde katladık. Her dört günde bir, dünyaya bir milyon insan daha ekleniyor.” cümleleriyle başlıyor. Buna bir çözüm bulmak için kolları sıvayan karakter ise, Dr. Nicolette Cayman. Cayman, “her aileye bir çocuk” kuralını başlatarak birden fazla çocuk yapan ailelerde, en genç çocuğun alınıp uykuya yatırılacağını duyuruyor. Bahsedilen uyku, kriyojeni sayesinde kişilerin yaşamaya devam etmesini sağlıyor ve dünya daha yaşanabilir bir yer olduğunda uykudan uyandırılıyorlar. İnsanların bu kurala uyup uymadıklarının kontrolünü sağlamak içinse herkese bir bileklik veriyorlar. Bu bilekliklerin özelliği, kimin kolundalarsa, o kişinin kardeşi olup olmadığı bilgisine sahip olmaları.

Thanos karakteri, Downsizing’de kurulan yeni dünya düzeni, Inferno virüsü veya “her aileye bir çocuk” kuralı tamamen kurmaca olabilir ama hepsinin arkasındaki motivasyon ve endişe malaesef ki gerçek. Yaşadığımız dünya ve sınırsızmışçasına kullandığımız kaynaklara olan bilincimizin her geçen gün artmasını diliyoruz.

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (all fields required)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.