KÜRESEL SU KRİZİ: NE DERSİN, SENCE DE ZAMANI GELMEDİ Mİ?

Bize ilham veren ve sürdürülebilir yaşamın öneminin bilincinde olan mekanlar, markalar ve insanlarla sizleri buluşturduğumuz #SuCoKeşfet adlı projeye de başlamışken, SuCo ekibi olarak hepimizin odağında keşif var. Yeni keşfimiz ise Netflix’in Explained adlı kısa belgesel serisi. Serinin amacı her bölümünde fazlasıyla spesifik bir konsepti ele almak ve seyirciyi aydınlatmak. Belgesel serisi deyince aklınıza sıkıcı bölümler gelmesin, Explained’in her bölümü size eğlendirirken hayrete düşürücü nitelikte. Hazır havalar da soğukken; çıksın battaniyeler, keyif başlasın: Explained’in Küresel Su Krizi adlı bölümü merceğimiz altında! 

Explained’in Küresel Su Krizi adlı bölümü bizi dudak uçuklatacak bilgilerle karşı karşıya getirdi; etkileyici kareler ile büyüledi, bilgilendirdi, düşündürdü. Bu bölümden öğrendiklerimizi sizlerle de paylaşmak istedik. İsterseniz başlayalım...

Bölümde söylenildiğine göre, Cape Town’un dünyada suyu tükenen ilk büyük şehir olması bekleniyor. Cape Town, günümüzde su kaynaklarını süresiz olarak kapatmayı planlayan ilk büyük şehir aynı zamanda. Eğer bu gerçekleşirse, 4 milyon insan suya erişemeyecek; su karneleri olacak ve insanlar suya erişebilmek için su istasyonlarında sıraya girecekler. Evet evet, ekonomik krizler yaşandığında ekmeğin karneyle satılması gibi, aynı. Ancak bu sefer durum biraz daha farklı; çünkü yaşanan bölgesel değil, küresel. Küresel bir su krizi ile karşı karşıyayız. Yalnızca Cape Town değil; Sao Paulo, Melbourne, Jakarta, Londra, Pekin, İstanbul, Tokyo, Bangalor, Barselona ve Meksika da su kullanımlarını radikal bir şekilde değiştirmezse önümüzdeki yıllarda kendi Sıfır Günleri’ni yaşayacak şehirler arasında. Şehirleri sıralarken bir tanesi dikkatinizi çekti mi? Evet, İstanbul da bu listede.

 

Gidin ve evinizdeki musluğu açın. Su akıyor değil mi? İşte hepimiz bunun yanılgısına düşüyoruz. Evet, su akıyor ama şimdilik. Bugün oradan su akması, yarın akacağının garantisini vermiyor –ki, biraz daha ileri gidersek şunu da söyleyebiliriz, bugünkü su kullanma alışkanlıklarımızı devam ettirdiğimiz sürece, musluğu açıp suyu göremediğimiz günler tahmin ettiğimizden de yakın.

 

Belgeselin değindiği bir diğer nokta da dünya üzerindeki tüm suyun %97’sinin tuzlu ve %2’sinin buzullar altında olduğu. Yani bizlerin hayatta kalmak için ulaşabileceği yalnızca %1’lik bir kısım var. Bu küçük yüzdelik suya ulaşmak da tahmin edildiği kadar kolay değil. Hem yaşadığın yere gör değişiyor, yani kişi başına düşen su oranı açısından en yoksul ülkelerden biri olan Kuveyt’te yaşayan biriyle Kuveyt’in on bin katı gibi bir orana sahip Kanada’da yaşayan birinin suya ulaşım kolaylığı aynı değil. Hem de bu %1’lik kısmın büyük bölümü yerin altında. Bu da ulaşımı oldukça zor ve pahalı hale getiriyor. Medeniyetlerin nehir ve göller gibi yüzey sularına yakın kurulmasının sebebi bu. “Yeraltı sularını da kullanalım o zaman?” dediğini duyar gibiyiz. Ama maalesef, aküfer denen yeraltı sularının oluşmaları binlerce yıl sürüyor. Yani şimdilik oradan su alabilsek bile, bu sürdürülebilir biz çözüm değil çünkü yeninden dolmaları için yine binlerce yıl gerekecek.

Belgeselde bir çözüm önerisi de sunuluyor: suyun daha yüksek fiyatlı olması. Deniyor ki, suyun fiyatı arttırılırsa dünyadaki tarım alanlarının %95’i en etkisiz yöntem olarak tarlaları suya boğmaz, hükümetler su altyapılarımızı onarmaya değeceğini düşünebilir. Bununla ilgili atılan adımlar da var: 2017’de Philedelphia su fiyatlarını gelirle bağlantılı şekilde belirlemeyi denedi. 2010 yılında BM suya ulaşma ve hijyeni insani bir hak olarak belirledi. Günde kişi başına 60 litre bu hakka giriyor ama belgeselde sunulan çözüm önerisi, daha fazlası için para ödenmesi.

Peki, en değerli kaynağına yeterli ölçüde sahip olamayan bir dünyayı elbirliğiyle nasıl inşa ettik? Belgeselin aklımızda yer etmesini sağlayan sorularından biri de bu. Belki de hepimiz kendimizden başlayarak alışkanlıklarımızı değiştirmek için bir adım atmalı, bildiklerimizi etrafımızla paylaşmalı, ilham olmalıyız. Ne dersin, sence de zamanı gelmedi mi?

Yazan: İrem Bali 

WORLD WATER CRISIS: THE TIME HAS COME, RIGHT?

Here comes an enlightening documentary: Explained. Do not think of any boring stuff when we say documentary, each episode makes you think and entertains you at the same time. Let’s have a look to Explained and the episode about World Water Crisis!

According to the episode, Cape Town could become the first major city in the world to run out of water. Also, right now Cape Town is again, the first major city in the world who is planning to shut most water taps because of the severe drought. This means, 4 million people would stop getting water. They will get water rations and they will need to line up at city water stations to get it. And it’s not Cape Town: Sao Paulo, Melbourne, Jakarta, London, Beijing, İstanbul, Tokio, Bangalore, Barcelona and Mexico City will all face their of Day of Zero in the next few decades.

Another point that the episode mentions is that 97% of all Earth’s water is salty and 2% is trapped in ice at the polls. So this means, all the humankind relies on just 1% of water to survive. Where you live is an important factor in that respect. Kuwait is one of the poorest countries in terms of water per capita and one of the richest, Canada has 10 thousands as much. Also, most of that water is underground. Accessing to that little percent is very difficult and expensive. So humans are mostly settled to surface water like rivers and lakes. We hear you ask, “Why don’t we use the underground water?” Because those water deposits called aquifers accumulated over millennia and they’ll take millennia to fill back up, so this is not a sustainable solution.

Writer: İrem Bali

Yorumlar (1 Response)

15 February, 2019

Sinem B.

Çok faydalı ve öğretici bir yazı olmuş elinize sağlık.

Yorum yaz (all fields required)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.