BİR KÜÇÜK PLANKTON HİKAYESİ VE KÜRESEL ISINMA

Plankton… Bu ismi hiç duydunuz mu ? Belki duydunuz ama nerede nasıl duymuştunuz hatırlamıyorsunuz. Ya da hani Istanbul boğazının güzelim turkuaz rengine dönüştüğü o harika fotoğraf karelerini görmüştünüz ya da kendiniz gidip bizzat fotoğraf çekmiştiniz. Nasıl harikulade bir renge bürünmüştü boğaz değil mi?

İşte o zamanlarda hep birlikte öğrenmiştik. "Bunların hepsi planktonlardan"dı.

Planktonlar, suyun akıntısı ile hareket edebilen ve yunanca kelime anlamı dolaşan, sürüklenen organizmalar topluluğudur.

Suların altın ufakları planktonlar üremek için bir araya geldiklerinde suyun renginde muazzam bir değişiklik sağlayabiliyorlar. Planktonlar aynı zamanda birleşerek tonlarca ağırlığa kavuşup dünyanın en büyük canlılarından birisi olan mavi balinalar olmak üzere birçok deniz canlısının da besin kaynağı olabiliyorlar

Peki oldukça meziyetli bu planktonların okyanuslardaki fotosentezin yüzde 95'ini gerçekleştirerek atmosferdeki oksijenin yarısını sağladığını biliyor muydunuz ?

Küçüklüğümüzden beri duyduğumuz ormanlar dünyanın akciğeridir cümlesini; "dünyanın göğüs kafesinde bulunan akciğerlerden biri ormanlar bir diğeri planktonlardır" diye kurabiliriz. Yani aldığımız nefesin biri ormanlardan biri planktonlardan bizlere hediye.

Planktonları fitoplankton ve zooplankton olarak iki ana grupta incelersek; Fitoplankton, yalnızca suların üst kısmında yaşayabilirler. Bu kısma dikkat edelim. Çünkü güneş ışığından faydalanarak havada ve suda bulunan karbondioksiti büyümeleri için gerekli olan şekere dönüştürürken oksijen gazı salgılarlar. Bu nedenle suyun derininde güneş görmeden yaşayamazlar.

Buradan ne anlıyoruz, fitoplanktonlar hem atmosferimizin oksijeninin yüzde 50'sini sağlıyorlar hem de karbondioksidi emdikleri için bu gazın atmosferde belirli bir seviyede kalmasını sağlayarak dünyanın zamanla ısınmasını engelliyorlar.

Ufacık tefecik içi dolu fıçıcık fitoplanktonlardan sonra şimdi bir diğer planktonumuz zooplanktondan bahsedelim.

Zooplanktonlar, fitoplankton dahil çeşitli bitki maddesi türleri ile beslenirler. Su altında gördüğümüz bir çok canlı için besin kaynağı sağlarlar. Planktonlar her zaman çok küçük olmayabilir. Mesela deniz anası bir zooplanktondur.

Şimdi gelin görün ki biz ne yapıyoruz ? Besin zincirinin temelini oluşturan, oksijen üreten, karbon salınımına karşı savaşan, yağmur yağısında bile etkisi olan, buzullarda dahi yaşayıp yaşam döngüsü kurulmasını sağlayan bu planktonların ölümüne neden oluyoruz.

İnsanlar olarak doğayı talan edip, üretime katkı sağlamayıp, plastik kullanımına duyarlı davranmayıp, doğada geri dönüşebilen değil insanın ömründen daha uzun sürede kaybolacak ürünler tüketip, petrol ürünlerini bu kadar çok kullanmak ile birlikte atmosferdeki sera gazların (karbondioksit gibi) artmasını sağlıyoruz.

Sera gazları güneşten gelen ve yansıtılması gereken radyasyonu dünyaya yönlendirir ve dünyanın daha da ısınmasını sağlar. En yalın hali ile buna küresel ısınma diyoruz.

Küresel ısınma ile suların sıcaklığı artar, sıcaklık arttıkça suyun asit miktarı yükselir. Suyun asit oranının yükselmesi tüm su ekolojisini etkiler. Besin su yüzeyinden derine iner, beslenmek için su yüzeyinde bulunan fitoplankton beslenemezler. Beslenemeyen fitoplanktonlar ölürler.

Bunun sonucunda sayısı azalan fitoplanktonlar daha az oksijen üretir, tükettiği karbondioksit azalacağı için atmosferde karbondioksit miktarı artar ve karşımıza yine "Küresel Isınma" çıkar.

Çok net görülüyor ki planktonların azalması çevremiz ve medeniyetimiz için oldukça olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

O zaman ne yapmalıyız ;

Petrol ve ürünlerini daha az tüketmeliyiz

Fuzuli su tüketiminde bulunmamalıyız

Elimizden geldiğince ağaçlandırma yapmaya çalışmalı ve buna imkan sağlamalıyız

Compostable ürünler tercih etmeliyiz

Alışverişlerimiz de aşırıya kaçmamalı, sürdürülebilir tüketim konusunda kendimizi eğitmeliyiz

Yiyeceklerimizi ambalajlı gıdalardan değil evde yaptığımız organik ürünlerden seçmeliyiz

Ve en önemlisi "farkında" olmalıyız.

Çünkü; çocuklarımıza tükettiğimiz bir dünya bırakmak haksızlık olacaktır.

 

 

Yazan: Bahar Kundak

Instagram: @ecebahar

 

 

Yorum yaz (all fields required)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.