YENİ NORMALDE SÜRDÜRÜLEBİLİR ALIŞKANLIKLARI KORUYUN!

Mart ayından bu yana, sağlık açısından olduğu gibi, bir başka konuda da küresel çapta mücadele ediyoruz: pandemi süreciyle birlikte artan plastik kullanımı. Maalesef ki, çıkardığı atığı azaltarak yaşamaya çalışanların ve sürdürülebilirliğe en fazla önem verenlerimiz bile, hijyen kaygısı sebebiyle bu süreçte birtakım tek kullanımlık plastik ürünlere yönelmeye başladı. Bize göreyse önemli olan, her koşulda daha sürdürülebilir olan alternatiflerin peşinden koşmak ve siz de birazdan göreceksiniz, bu mümkün! İşte bu yüzden, sizleri de bu durumu doğaya saygı konusundaki kararlı duruşumuzu ölçen bir sınav gibi görmeye davet ediyor ve yeni normalde doğaya saygılı alışkanlıkları koruyabilme konusunu mercek altına alıyoruz.

 

Umuyoruz ki gelecek yıl Covid-19 geçmişte kalmış olacak ama plastik kirlilik için aynı durum söz konusu değil. Bu süreçte plastik atıkların artmamasını sağlamamız bu yüzden çok önemli.”

– Boomerang Alliance, Plastic Free Places Program

Sağlık ve hijyen kaygısı sebebiyle pandemi sürecinde plastik kirlilik, atık gibi konulara olan duyarlı yaklaşımların geri plana itildiği ortada. Mart ayından bu yana, global ölçekte; maske, eldiven, önlük, poşet, mendil, pet şişe, dezenfeksiyon kutusu gibi tek kullanımlık plastik atık miktarında ciddi artışlar yaşadık. Gelin önce bu anlamda Türkiye’nin ne noktada olduğuna kısaca bir göz atalım, sonra konuya küresel açıdan bakmaya devam edeceğiz.

Mayıs sonunda, TPF Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, Covid-19 başladığından beri bez çanta kullanımının azaldığını, bireylerin tek kullanımlık olması sebebiyle market poşetine yöneldiğini söyledi ve ülke genelinde poşet kullanımının bu süreçte %40-50 oranında arttığını ekledi. PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu ise, Haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada; salgınla birlikte plastikte, özellikle de medikal ürünlerde yani maske, eldiven, tulum, yüz siperlikleri, tanı kitleri, dezenfektan ve kolonya ambalajlarının üretiminde ciddi artışlar olduğunu dile getirdi. Eroğlu, aynı artışın gıda ambalajlarında da yaşandığını, artık ambalajsız gıdanın pek tercih edilmediğini söyledi. Açıklamasına göre, pandemi sürecindeki tek kullanımlık plastik üretim ve tüketiminde, Türkiye’de %25’lerin üzerinde bir artış meydana geldi. Peki bu noktaya nasıl geldik?

 

  • Eve servis oranındaki yükselişin payı büyük. Bu süreçte birçok restoran, hijyen sebebiyle müşterilerine yalnızca eve servis ya da takeaway seçeneklerini sundu. Bu da, siparişlerin yerleştirildiği plastik kutular ve poşetlerin kullanımındaki artışı kaçınılmaz kıldı.
  • Aynı sebepten, birçok restoran müşterilerinin kendi yemek kutularını ve mataralarını getirmesine izin vermemeye başladı. Bu yüzden bu alışkanlığımızı istesek de sürdüremez olduk.

 

  • Cildimizle doğrudan temas gerektirdikleri için özellikle kişisel kullanım ürünlerinde ve ayrıca temizlik ürünlerinde tek kullanımlık seçeneklere yönelim arttı. Hijyen kaygısı kaynaklı, bu ürünü ilk kullanan ben olmalıyımdüşüncesiyle, kapağının bir sefer açılıp kullanıldıktan sonra doğrudan çöpe atıldığı el dezenfektanı, eldiven, kullan-at temizlik bezleri, antibakteriyel ıslak mendiller gibi seçenekler çok tercih edildi.
  • Normal olarak, medikal atık miktarında da artış gözlendi. Örneğin, pek çok hastane Covid-19 pozitif kişilerin atıklarını iki kat olacak şekilde çift torbayla atma uygulamasını benimsedi.
  • Online alışverişler arttı, internetten yapılan siparişlerde gelen pek çok ürün de tabii ki plastik ambalajlıydı.
  • Herkes evde kaldığı dönemi fırsat bildi ve çoğu kişi artık ihtiyacı olmayan eşyaları, kıyafetleri ayırmak için bu dönemi iyi kullandı. Ama maalesef ki, birçok dernek, vakıf ve ikinci el dükkanı kapalıydı; dolayısıyla bu eşyaların birçoğu çöpe atılarak atık sahalarına götürülmek durumunda kaldı.  

 

Yaşanan değişimler çoğaltılabilir, bizim esas merak ettiğimiz, virüsün plastikler üzerinde 72 saat boyunca bulaşıcı olarak kaldığı açıklanmış olmasına rağmen, plastik kullanımında böyle bir artışın neden yaşandığı...

Yine de güzel haber, yeni normalde sürdürülebilir alışkanlıklarımızı korumaya devam edebilir, bir yandan da hijyenimize özen gösterebiliriz. Nasıl mı?

  • Öncelikle çevremizi bilinçlendirerek; örneğin, aslında plastik poşetleri daha fazla tercih etmemiz için geçerli bir sebep olmadığını, hatta tersine, bez çantaların yıkanabildikleri için daha güvenli birer seçenek olduklarını etrafımızdakilere anlatarak,
  • Yine yıkandıklarında dezenfekte edilebildikleri için, tek kullanımlık plastiklere göre hem daha güvenli hem de doğaya saygılı alternatifler olan; çok kullanımlık bardak, tabak, kaşık, çatal, bıçak ve benzeri ürünleri tercih ederek,
  • Çok kullanımlık maskeleri kullanarak ve bu tür maske çeşitlerinin geliştirilmesini destekleyerek,
  • Evimizin girişiyle diğer odalar arasında bir bölge belirleyip, virüsle temas etme ihtimali olabilecek tüm eşya ve kıyafetlerimizi orada tutarak, böylece temizlenmesi gereken alanları sınırlandırıp daha az temizlik malzemesi kullanarak,
  • İlk tercih olarak sevdiğimiz kahve mekanlarından tek kullanımlık bardaklarda kahve siparişi vermek yerine, bu süreci bir fırsat olarak görüp, evdeki malzemeler ile leziz kahveler yapma tekniklerini öğrenerek,
  • İletişimde olduğumuz cafe ve restoranlar ile kendi yiyecek kabı veya mataramızı getirme konusunu konuşarak ve birlikte alternatif çözümler üretmeye çalışarak,
  • Evlerimizde daha fazla zaman geçirdiğimiz için artan elektrik ve su kullanımının bilincinde olup her ikisini de israf etmemeye özen göstererek,
  • Sahip olduklarımızı çöpe atmak yerine, yeniden kullanmanın yollarını araştırmaya devam ederek.

Hep söylüyoruz, istedikten sonra bu liste uzar gider. Sizin aklınıza neler geliyor? Yorumlara bekliyoruz!

Yazan: İrem Bali

 

Yorum yaz (tüm alanlar zorunludur)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.

Turkish