THE GAME CHANGERS: BESLENME DÜZENİMİZİ SORGULUYOR

Bu hafta #SuCoBlog’un merceğinde, Netflix’in yayına girdiği günden bu yana büyük yankı uyandıran ve adından çokça söz ettiren uzun metrajlı belgeseli, The Game Changers var. Hayvansal ürün tüketiminin sporcuların iyi bir performans göstermesi için gerekli olduğuna dair yaygın inanışı ortadan kaldırmayı hedefleyen belgeseli izlerken biz çok keyif aldık ancak sizlerle mutlaka paylaşmak istediğimiz, tartışmaya açık olduğunu düşündüğümüz pek çok nokta var. Gelin, başlayalım!

Yönetmen koltuğunda Oscar ödüllü Louie Psihoyos’un oturduğu The Game Changers’ın yapımcılığını ise Titanik ve Avatar gibi efsane filmlerden tanıdığımız, yine Oscar ödüllü James Cameron üstleniyor. Belgesel, dünyanın tanınmış isimleri ve seçkin sporcularıyla yapılan mini röportajlar ile dolu: Arnold Schwarzenegger, Jackie Chan, Formula 1 Şampiyonu Lewis Hamilton, NBA oyuncusu Chris Paul, ünlü tenisçi Novak Djokovic, uzun mesafe koşucusu Scott Jurek... Hepsi de uyguladıkları bitki bazlı beslenme düzeninin olumlu taraflarından söz ediyor. Belgesel boyunca “7 yıl üst üste zafer kazanmıştım ve bitki bazlı diyetimin zaferlerimin kaynağı olduğu kesindi”, “Enerjim, vücudumdaki demir ve B12 vitamini inanılmaz yükseldi”, “Neyim eksik kalır dedilerse harika durumdaydı” gibi cümleler duyuyoruz.

Evet, anlatılanlar da, görüntüler de çok etkileyici. Peki biz tüm bu görsel şölenin neresindeyiz? Dünyaca ünlü isimlerin ağızlarından çıkan her cümlede büyüleniyor muyuz, yoksa bize aktarılanların arkaplanını araştırmak için harekete geçiyor muyuz? Etiketler çok ikna edici; bir Netflix belgeseli izliyoruz, alanlarında tanınan, başarılı isimleri dinliyoruz, bu isimlerin her biri önce bitki bazlı beslenme düzenine geçiş yaptığını söylüyor, hemen ardından ekrana müthiş performanslar sergiledikleri anlar geliyor.

Bize sorarsanız bu noktada unutmamamız gereken en önemli nokta, anlatılanların kişiye özel, biricik hikayeler olduğu ve duyduklarımızı birebir kendimize uyarlamamamız gerektiği. Bizlerin yolu farklı; vücut dengemiz, alışkanlıklarımız, yaşam biçimimiz, sahip olduğumuz ahlaki değerler, bize iyi gelen ve gelmeyenler, dünya görüşümüz çok farklı. Yaşadığımız dünyadaki güzel çeşitliliği yaratan da bu farklılık, her birimizin kendine özgü oluşu.

Dikkat etmemiz gereken bir diğer nokta ise, araştırmak, araştırmak, araştırmak! Belgeselde referans gösterilen çalışmalar, verilen bilgilerin doğruluk payı ne? Sorgulayalım!

Örneğin, belgeselin yapımcısı James Cameron’ın bitki bazlı proteinler özelinde yarattığı Verdiant Foods adlı bir şirketi olduğunu biliyor muydunuz? Üstelik Cameron, 2017 yılında verdiği bir röportajda, Kuzey Amerika’nın bu alandaki en büyük girişimi olmayı hedeflediğini söylüyor. Burada herhangi bir gönderme yapmıyoruz ancak kabul edelim, bu bilgiyi edindikten sonra farklı bir gözle bakmaz mıydınız belgeselde anlatılanlara?

Belgeselde, et yiyenler ile bitki yiyenlerin besin değerlerinin karşılaştırıldığı ‘en büyük’ çalışmadan söz ediliyor –çalışmanın adının izleyici ile paylaşılmadığını da söyleyelim, küçük bir detay olabilir ama bizce paylaşmaya değer. Belgeselde bütün bitkilerin proteinleri oluşturan amino asitleri farklı ölçülerde de olsa barındırdığı ve güç, kas kazanma konusunda araştırmaların doğru miktarda amino asit alındığı taktirde kaynağının önemsiz olduğunu gösterdiği söyleniyor ve şöyle bir örnek veriliyor: bir kap mercimekte ya da fıstık ezmeli sandviçte 85 gr biftek ile veya 3 yumurta ile aynı seviyede protein var.

Bahsedilen çalışmayı araştırdık ve sonuç bölümünde belirtilen bir veriden, belgeselde söz edilmediğini fark ettik. Aynı çalışmada şu sonuca varılıyor: Vejetaryenler, hepcil beslenen kişilere göre, daha düşük kas kreatin konsantrasyonuna sahipler ve bu bir sporcuyu supramaksimal bir performans sergileyip sergileyememe noktasında etkileyebilir.

Fıstık ezmesi ve biftek örneğine gelince; 85 gr bifteğe denk gelen fıstık ezmesi miktarı aynı hesapla 5 yemek kaşığına denk geliyor, bu da yaklaşık 500 kalori demek. Bir düşünelim, fıstık ezmeli bir sandviç için hangimiz böyle bir miktarı tercih ederiz? Aynı mantıkta düşünürsek, 19 kupa ıspanağın da içerisinde 85 gr biftekteki ile aynı miktarda protein var. Günümüzde kim bir oturuşta 19 kupa ıspanak yiyor?

Belgeselde gösterilmek istenenin aksine, beslenme düzeninin bir sporcunun performansını belirleyen çok önemli bir faktör olsa da, tek belirleyicisi olmadığını da hatırlatalım. Genetiğin rolü, uyku kalitesi, antrenman programı, stres seviyesi; tüm bunların performansta yaratacağı değişimler konusunun belgeselde pek öne çıkmadığını, bunun yerine yalnızca bitki bazlı beslenme üzerine gidildiğini söylesek yanlış olmaz.

Son olarak, SuCo olarak hayvansal gıda tüketmenin doğaya olan olumsuz etkilerini düşündüğümüzde tabii ki bitkisel beslenmeye daha yakın bir noktada olduğumuzu söyleyebiliriz ancak bu, duyduğumuz ve gördüğümüz bilgileri objektif bir şekilde değerlendirmemize engel değil. ‘Beslenme’nin “şu ya da bu” kalıbına sokulmaması gerektiğine inanıyoruz; bitkisel bazlı beslenme iyidir, hayvansal beslenme kötüdür ya da tam tersi gibi. Alternatif olarak, size bedensel ve ruhsal açılardan iyi gelen besinleri kontrollü bir şekilde deneyerek keşfedebilir ve örneğin beslenme düzeninizdeki sebze miktarını artırabilirsiniz. Ama “et yemeği bırakın, sadece bitkisel bazlı beslenin” fikrini fazlasıyla tek yönlü, yargısal ve genel geçer buluyoruz. Vücudunuzu en iyi siz tanıyabilir, kendiniz için en doğru kararı siz verebilirsiniz.

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (all fields required)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.