DOĞA HABERLERİ: ÖNCE İYİ HABERLER Mİ, KÖTÜLER Mİ?

Plastiksiz Temmuz’un son günlerindeyiz. Bu ay plastik kullanımına ‘dur’ demeyi öğrenerek sürdürülebilir bir yaşam şeklini benimseyenlerin, hayatlarında kapı araladıkları bu dönüşümü yalnızca Temmuz ayıyla sınırlı tutmayacak olmalarını umuyoruz ve bu yaşam şeklini sürdürmelerini diliyoruz. Ayı kapatırken, Plastiksiz Temmuz’da küresel çapta ne gibi gelişmeler oldu, biraz bununla ilgili konuşmak ve onca haber arasında sizleri bizim seçkimiz ile buluşturmak istiyoruz. Haberlerimiz hem iyi hem kötü. Hangisinden başlamamızı istersiniz?

 

Gelin, ‘kötü’ demektense ‘harekete geçmek için acil çağrı niteliğinde’ olarak tanımlamayı tercih ettiğimiz haberlerden başlayalım. Öncelikle, bu ay da iklim krizinin yıkıcı sonuçlarından biriyle karşı karşıya kaldık: Yeni Zelanda’da yer alan Wellington Üniversitesi’nde yapılan ve Nature Climate Change dergisinde yayımlanan bir araştırma, Güney Kutbu’nun sera gazlarındaki artışlar ve tropik bölgelerdeki hava değişimleri nedeniyle son 30 yıldır dünyanın geri kalanından 3 kat daha hızlı ısındığını ortaya koydu.

Science dergisinde yayınlanan bir başka habere göreyse, iklim değişiklikleriyle beraber giderek artan deniz suyu sıcaklıkları, en yaygın olanların da içinde bulunduğu balık türlerinin %60’ını risk altında bıraktı. Isınan su sebebiyle üreme becerileri olumsuz etkilenen balıklar, maalesef 2100 yılına gelindiğinde üreyemeyecek olmak gibi büyük bir tehlikeyle karşı karşıyalar.

Bu ay, yine küresel ısınmanın bu kez farklı bir sonucu karşımıza çıktı: ABD’nin Kuzey Arizona Üniversitesi’nden bilim insanları, gezegenin içinde bulunduğu 6500 yıllık soğuma sürecinin sona erdiğini ve bu soğumanın tersine döndüğünü açıkladı. M.Ö 4500 yılından beri her bin yılda bir 0.1 santigrat derece soğuyan gezegenimiz, son 150 yılda ortalama 1 derece artan sıcaklıkları yaşamaya başladı.

 

Elbette, birçoğumuzun artık iyice farkında olduğu üzere, bu gibi olağan dışı değişiklikler beraberinde yıkıcı sonuçları getiriyor: Yeni Güney Galler eyaletinde yaşayan koala soyunun 2050’ye kadar tükenebileceğinin Avustralya’da yürütülen bir bilimsel araştırmanın sonucu olarak ortaya konması, bunlardan biri. Bu sonucun başlıca sebepleri arasında, aylarca süren yangınların, koalaların habitatlarının %24’lük bir bölümünü etkilemesi yer alıyor.

Peki ya bu ay Nature Scientific Reports tarafından yayımlanan çarpıcı raporu okudunuz mu? Rapora göre, 2025 yılında, son 3 milyon yılın en yüksek karbondioksit seviyesine ulaşabiliriz. Southampton Üniversitesi’nden bir araştırma ekibinin yürüttüğü çalışma, 3.3 milyon öncesinin en sıcak olduğu Aralık sırasındaki karbondioksit seviyelerini ölçtü ve bu seviyelerin 380 ile 420 ppm arasında değiştiğini tespit etti. Günümüzün karbondioksit seviyesiyse 417 ppm’yi aşmış durumda.

 

Tabii, Temmuz ayı boyunca yüzümüzü güldüren gelişmeler de oldu. Mesela, ABD’deki Wisconsin eyaletinin Marshmillar Gölü’nde balık tutmakta olan bir aile, kafası plastik bir kovaya sıkıştığı için nefes almakta zorlanan bir su ayısıyla karşılaştı. Aile uzun bir süre çabaladıktan sonra nihayet su ayısını sıkıştığı plastik kovadan kurtarmayı başardı. O anın videosunu buradan izleyebilirsiniz. Benzer bir gelişme, İngiltere'nin kuzey doğusundaki Middlesbrough şehrinde meydana geldi. Plastik çöp poşetlerinden oluşan bir kapanın içinde sıkışıp kalmış iki bebek kirpi, şehrin sakinleri tarafından bulundu ve büyük uğraşlar sonucu kurtarıldılar. Yalnızca birkaç aylık olduğu ifade edilen kirpiler doğruca Whitby Wildlife Sanctuary adlı tedavi merkezine götürüldüler. Merak etmeyin, haberlere göre şimdi gayet iyiler.

Bu ayın bir diğer mutluluk verici haberiyse dünyaca ünlü kozmetik zinciri Sephora’dan geldi. Bundan sonra vizon tüyünden yapılmış takma kirpiklerin satışını yapmayacağını duyuran Sephora’nın bu kararında, PETA tarafından aylardır yürütülen kampanyanın payı büyük. Yaklaşık 280.000 kişi tarafından desteklenen kampanyanın başarısı, bir nevi bilinçli tüketim davranışlarının markaların kararlarını büyük oranda etkileme gücü olduğunun bir göstergesi. Hepimize ilham olsun!

 

Peki ya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılmasına yönelik yeni çalışmasını, Yeşil Tarife – YETA uygulamasını duydunuz mu? Yenilenebilir Tarife olarak da bilinen bu uygulamaya göre, Ağustos ayından itibaren hepimiz enerji tüketimimizle ilgili yeni bir seçeneğe sahip olacağız: Sadece yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriği kullanmayı tercih etme şansımız olacak ve bu doğrultuda bu tercihi yapan bizlere özel farklı bir fatura düzenlenecek. Çok az kaldı!

Bu ay yüzümüzü güldüren bir diğer gelişmeyse, ABD’nin Vermont eyaletinde yiyecek ve diğer organik atıkların çöpe atılmasının yasaklanması oldu. Bu uygulamaya göre, Vermont sakinleri artık tüm organik atıklarını çeşitli noktalarda yer alan kompost kutularına atmaktan sorumlu. Tabii kendi bahçelerinde kompost yapmak da onlar için bir seçenek. Sizce de harika bir haber değil mi?

Unutmamakta fayda var: Gezegenin, doğanın ve ekosistemlerin sağlığı ile ilgili her gün pek çok habere uyanıyoruz: Bu haberlerin kimi içimizin burulmasına sebep oluyor, kimi umutlarımızı yeşertiyor. Bize sorarsanız önemli olan, bizi üzen haberleri değiştirmek için neler yapabileceğimiz üzerine kafa yormak, dönüştürebileceğimiz tüketim alışkanlıklarını saptamak ve çevremizdekileri de aynı doğrultuda teşvik etmek; bu bir yandan bizi mutlu eden gelişmeleri çoğaltmak için de gerekli. Mesela hadi bugün, sizinle paylaştığımız ‘olumsuz’ haberlerden birini seçin ve gidişatı değiştirmek için bireysel olarak neler yapabileceğinizin bir listesini çıkarın. İyi haberlerden en çok hoşunuza gideni ise sevdiklerinizle paylaşın, mutluluğu yayın!

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (tüm alanlar zorunludur)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.

Turkish