TEK KULLANIMLIK PLASTİKLERLE VEDALAŞMA SANATI

Mümkün olduğunca az atık çıkararak yaşamaya ve sürdürülebilirliğe önem vermenize rağmen daha önce kendinizi bir otomatın önünde pet şişe almak üzereyken bulduğunuz oldu mu? İşte bugün, doğayla ilgili yüksek bir farkındalığa sahip olanlarımızın bile zaman zaman kendini içinde bulduğu durumları analiz ediyoruz ve şu soruyu soruyoruz: Tek kullanımlık plastiklere “hayır” deyip dememe tercihlerimizi ne belirliyor ve bu konuda daha keskin, net bir duruşa sahip olmak için ne yapabiliriz?

Öncelikle, söz konusu tek kullanımlık plastiklere hayır diyememek olduğunda ki yaygın durumla karşılaştığımızı söylemek mümkün: Bu durumlardan ilkini, plastiklerin doğaya olan uzun soluklu zararlarının farkında olup birtakım eski alışkanlıklarını değiştirmeyi zor ve zahmetli bulduğu için kolay yolu tercih edenler yaşıyor. Yani bu kişiler doğayla ilgili konularda farkındalık sahibi olmalarına rağmen, konu harekete geçmek olduğunda duraksıyor, onlara daha “güvenli” ve “kolay” görünen yolu tercih ediyorlar.

Tek kullanımlık plastiklere hayır deme noktasında sık karşılaştığımız bir diğer durum da, kişilerin tüketim konusunda aldığı kararların etki alanları konusunda yeterli farkındalığa sahip olmamaları. Acelesi olduğu bir anda eli bilinçsizce bir pet şişeye veya plastik poşete giden kişi, haliyle doğaya verdiği zararın da bilincinde olmayarak hayatında bu döngüyü tekrar ediyor.

İşte bu noktada, Müthiş Psikoloji’nin “Hayır Diyebilme Sanatı / Sınırların Kadar Özgürsün” adlı yol gösterici kitabı eşliğinde bir yolculuğa çıkmaya davet ediyoruz sizleri. Hayatta genel anlamda “hayır” diyebilmek üzerine öneriler sunan kitap, birazdan ele alacağımız pencereden bakıldığında; tek kullanımlık plastikleri kolayca reddedebilmekle ilgili de pek çok faydalı ipucu sunuyor bizlere. Gelin, başlayalım.

"Şunu iyi bilmelisin, önüne çıkan yanlışa ne kadar çabuk hayır dersen, doğru karşına o kadar çabuk çıkar..." – Anonim

 

Kitapta geçen yukarıdaki cümle, kişinin yönünü doğru yola çevirebilmesi için ilk olarak yanlış olanı görüp onu reddetmesi gerektiğini söylüyor ve kitaba göre, bunun için ilk adım dürüst ve net olmaktan geçiyor. Bu noktada önemli olan, tek kullanımlık plastik tüketimiyle ilgili eski alışkanlıklarınızı gözden geçirdiğiniz zamanlarda da, uygulamaya koyduğunuz yeni alışkanlıkları sürdürürken de; keskin, net ve dürüst bir duruşu korumak. Bu yüzden, yolun başında temel ilkenizin dürüstlük olduğuna dair kendinize söz vermeniz ve yol boyunca yine kendinize asla yalan söylememeniz önemli. Örneğin tek kullanımlık plastikleri hayatınızdan çıkarmaya niyet ettiğiniz bu süreçte herhangi bir sebepten bir pet şişe almak durumunda kalabilirsiniz. Böyle bir durumda, hiçbir şey yaşanmamış gibi yapmak yerine, ancak kendinize dürüst olduğunuz taktirde bu durumda kalma sebebinizi inceleyebilir ve bir dahaki sefer için alternatif üretebilirsiniz. Bu da bizi ikinci ve üçüncü önerilere götürüyor.

Kitaba göre, kişinin hayır demeyi öğrenebilmesi için bir diğer önemli nokta, nelere hayır diyemediğini ve hangi sebeplerle hayır diyemediğini belirlemesi. Bunun içinse elbette önce şablonlardan kurtulmak ve durumu olduğu şekliyle görmeye istekli olmak gerekiyor. Gitmeniz gereken yere geç kaldığınızda elinizdekileri yerleştirip bir an önce evden çıkmak için doğrudan plastik poşetlere mi yöneliyorsunuz? Bambu diş fırçası edinmek ve yeni bir diş fırçası kullanmaya başlamak zor mu geliyor? Çalışma arkadaşlarınız her gün otomattan tek kullanımlık pet şişe alıp su içiyor ve siz mataranızı yanınızda taşımak istemenize rağmen, onlara uyum sağlamak zorunda gibi mi hissediyorsunuz? Ya da spor salonundan soyunma odasına geçiş yolunda duran otomattan, o yorgun halinizle bir şişe su almadan yapamıyor musunuz? İşe tüm bu anları listelemekle başlamak gerekiyor çünkü tercihlerin ana kaynağı kesin ve net olduğunda, onlara karşı alternatif üreterek önlem almak kolaylaşıyor. Böylece bir diğer öneriye geçiyoruz: Alternatif üretmek.

Hadi şimdi, kullan-at döngüsünün bir parçası olan tüketim alışkanlıklarınızdan özgürleşmek için yeni ve sürdürülebilir alternatifler üretin! Aceleniz olan zamanlarda doğrudan plastik poşetlere yöneldiğinizi fark ettiyseniz, bu tip durumlarda saklama kaplarınızı önceden kapının önüne koyarak hazır edin. Veya spor yorgunluğuyla eliniz en ulaşılabilir seçeneğe, otomattaki pet şişelerine gidiyorsa, spora doğru yola çıkmadan önce, mataranızı çantanıza attığınızdan emin olun. Siz farkındalığınızı yüksek tuttuktan ve değişime açık olduktan sonra her durumun sürdürülebilir bir alternatifini yaratabilir ve böylece kumandayı tekrar elinize alabilirsiniz. 

Tabii bir noktada sahneye bahanelerin girdiği de olabiliyor. Bu tip durumlarda kitap sizlere bahane üretme dürtüsüne direnmeyi öneriyor ve diyor ki: “(...) hayır demekte zorlandığınız durumlarda kendinizi ikna etmek için çeşitli bahanelere sığınabilirsiniz.

  • Bu pet şişeyi sadece bu seferlik satın aldım / kullandım.
  • Plastik poşet kullanmak zorundaydım, başka seçeneğim yoktu.
  • Ama içeceklerimi pipetle içmek benim alışkanlığım, bir anda değiştiremem ki!

Bu ve benzeri bahanelerin ardında yatan gerçekleri ancak siz görebilirsiniz. Onları görebilmek içinse yazının başında yer alan dürüstlük ilkesine bağlı kalmanız gerekiyor. Kitap, bu tip bahaneleri kişinin teknesindeki delikler olarak tanımlıyor. Bu delikleri onarmanın ve yolunuza güvenli bir şekilde devam etmenin tek yoluysa, onların yalnızca bahaneler olduğunun farkına varmak ve bu farkındalıkla bahanelerin ötesine geçmek, onları aşmak.

Peki bunu önceliklerinizi belirlemeden yapabilir misiniz? Kitap, bahane üretme dürtüsüne direnmenin kişinin kendi önceliklerini belirlemesinden geçtiğini söylüyor. Çünkü önceliklerinizi iyi bildiğinizde, onları içselleştirdiğinizde, zaten bahane üretmek durumunda hissetmiyorsunuz; içinizden gelmiyor. Bu öneri kitapta, Stephen Covey’nin:"Hayattaki önceliklerimizi belirlersek, bunların dışında kalanlara gülümseyerek hayır demek daha da kolaylaşır." cümlesiyle açıklanıyor.

Son olarak, hayır demenin sizi özgürleştireceğini ve kendiniz için gerçekleşmesini istediğiniz her seçeneğin sizin kendinize layık gördüğünüz değer olduğunu unutmayın. Aynı şekilde, tek kullanımlık plastiklere hayır demek; yalnızca sizi değil, doğayı da özgürleştirecek ve doğayı layık gördüğnüz değeri belirleyecek bir seçim. Yaşadığınız yere neyi layık görüyorsunuz? Birlikte aynı havayı soluduğunuz, ortak bir yaşamı paylaştığınız canlılara neyi layık görüyorsunuz?

Hayır diyemediğiniz her şey sizi hapseder – tek kullanımlık plastiklere HAYIR deyin; hem kendinizi hem de canlıları ve tüm gezegeni özgürleştirin, iyileştirin.

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (tüm alanlar zorunludur)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.