SİNEMA DÜNYASINDAN ELEMENTLER ÜZERİNE 5 FİLM

Elementlerin gizemli dünyasına doğru sizlerle çıktığımız yolculuğa, felsefe ve tarihin tozlu sayfalarının peşinden giderek başladık. Biraz zamanda yolculuk ettikten sonra günümüze döndük; ateş, su, hava ve toprağın günlük hayatlarımızdaki yerini sorguladık. Elementlere karşılık gelen özel yoga pozlarından ve her birinin biricik karakterlerimize olan etkilerinden, çakralardan söz ettik. İşte şimdi bir sonraki durağa geldik: elementler ve sinema. Hazırsanız, ilhamını elementlerden alan, bizden size 5 film önerisi...

“Toprak, Ateş, Hava, Su... Yalnızca Avatar bu dört elementte ustalaşarak dünyaya dengeyi getirebilir.”

Yazımıza ilk olarak Avatar: The Last Airbender ile başlamak istedik. Eğer şu an bu satırları okuyorsanız, bu küçük detayı öğrenenler arasındasınız. Alın bu minik ipucunu, cebinizde dursun. Yakın zamanda bizden heyecan verici bir haber duyabilirsiniz. Michael Dante DiMartino ve Bryan Konietzko’nun yazar ve yapımcılığını üstlendiği Avatar, birçoğumuzun yakından tanıyıp takip ettiğinden emin olduğumuz bir anime seri.

Film, geçmişte barış içinde yaşayan 4 ülkenin hikayesi üzerine kurulu. İçlerinden Ateş’in diğerlerine saldırarmasıyla ise her şey değişiyor ve bu uyumlu yaşam düzeni bozuluyor. Bu düzeni yeeniden sağlayabilecek tek kişi olduğuna inanılan Avatar Aand adlı karakterimiz ve arkadaşları, dünyayı Ateş ulusundan kurtarmak için çeşitli maceralara atılıyorlar. İlerlemeden önce özellikle altını çizmek istiyorum, fark ettiyseniz dünyanın ilk hali, yani her dört elementin de birbiriyle uyum içinde yaşadığı hal; dünyanın ateş, su, hava ve toprağın varlığı altında ne büyük bir dengede kalabildiğinin, elementler arasındaki karşılıklı etkileşimin bir metaforu niteliğinde.

 

Filmde yer alan dört ulusun isimleri; Hava Bükücüler, Su Bükücüler, Ateş Bükücüler ve Toprak Bükücüler. Yine her ulusun kendilerine özgü birtakım dövüş teknikleri bulunuyor ve bunlar kendi elementlerini ‘bükmek’ üzerine kurulu. Genel anlamda Avatar, her nesilde bir ulusa denk gelen bir savaşçı olarak tanımlanıyor. Bu filmdeki Avatar Aand’ın ise, aslında Hava Bükücüler’den biri olmasına rağmen, dört elemente de hükmedebildiğine inanılıyor.

Not: Aşağıdaki paragraf spoiler içeriyor olabilir.

Ateş Bükücüler’in bu saldırısından sonra gizemli bir şekilde ortadan kaybolan Avatar, aradan 100 yıl geçtikten sonra Su Bükücüler’den olan Katara ve Sokka adlı iki kardeş tarafından bir buz dağında, donmuş halde bulunuyor ve sudan çıkarılıyor. Yine burada da, su ve hava elementlerinin etkileşimlerine tanıklık ediyoruz. Film, keşişlerin dört millet arasındaki savaşın pek yakın olduğunu söylemesiyle ilerliyor ve Avatar Aang, dört elementi kontrol ederek dünyaya dengeyi getirecek kişi olduğunu öğreniyor. Hint asıllı M. Night Shyamalan’ın yönetmen koltuğunda oturduğu filmi izlemediyseniz bir an önce bu gizemli yolculuğun bir parçası olmaya davetlisiniz.

 

“Dengeyi yeniden kurmak için seçim yapabilecek tek element insanoğludur.”

The Human Element, tam da yukarıdaki cümlenin açılımı niteliğinde. Tabii bu cümlenin filmde geçtiği noktaya gelene kadar biz izleyicileri uzun bir yolculuk bekliyor. 40 yılı aşkın fotoğrafçılık kariyeri ile James Balog’un yapımcılığını üstlendiği film, hayretlik verecek boyutta gerçekçi ve etkileyici görsellerinin yanı sıra; su, hava, toprak, ateş ve beşinci olarak insan elementlerinin ayrı ayrı işlendiği bölümleriyle oldukça bilgilendirici bir niteliği de barındırıyor. Her bölümde farklı bir elementin tarihteki yolculuğuna tanıklık ediyor ve günümüze geldiğimizde hikayeyi sonlandırıyoruz.

Bu noktada, filmin 2018 yapımı olmasının da değeri büyük. Neden derseniz, tam anlamıyla içinde bulunduğumuz yüzyıla ait olan insan ve doğa ilişkisini izliyoruz. İnsanoğlu olarak ne şekillerde doğayı hayal kırıklığına uğrattığımızla ve hangi eylemlerimizin onu olumsuz bir şekilde dönüştürdüğüyle yüzleşiyoruz. Kendi ellerimizle ortaya koyduğumuz tüm yıkıcı davranışların karşımızda durduğunu izliyoruz sonra; Colorado, Denver’de yaşayan ve üç çocuğu da astım hastalığına sahip olduğu için hava ile ilgili sağlık problemleri olan çocukların gittiği özel bir okulda okuyan Yadira Sanchez ile tanışıyoruz. Elementler bize cevap veriyorlar sanki.

Tüm bu sonuçlara rağmen, belgeselin umut dolu bakış açısını hissettiğinizde ilhamla dolacağınızdan eminiz. Çünkü belgesel, dört elementin de aktivitesini değiştirme gücüne sahip olduğumuz inancı üzerine kurulu. Bu gücü bugünden sonra nasıl kullanacağımız, işte önemli olan bu.

 

10 dakikalık bir kısa film önerisiyle karşınızdayız bu kez: Four Elements. Film, profesyonel bale sanatçıları Inga Demetra ve Eduard Sargsyan’ın dört elementten ilham alarak sergiledikleri dans performansı üzerine kurulu. Oldukça başarılı bir yorumlama örneği olarak nitelendirebileceğimiz filmin yönetmen koltuğunda ise Hayk Matevosyan oturuyor.

Su, hava, toprak ve ateş elementlerinin bedensel açıdan bir dışa vurumunu izliyoruz film boyunca. On dakikanın ilk saniyesinden başlayarak son saniyeye kadar, tuhaf bir suçluluk duygusu yerleşiyor içimize, adını koyamadığımız bir yük oturuyor omuzlarımıza. Her zaman oldukları halleriyle ve doğaları gereği uyum içinde var olan dört element, bir anı bir anına tutmayan insanoğlunun önderliğinde sürükleniyor sanki. Sanatçıların toprağa dokunduklarında veya havaya doğru uzandıklarındaki surat ifadeleri öyle etkileyici ki... Bir an önce listenize ekleyin deriz.

 

Luc Besson'nun yönettiği ve senaryosunu Robert Mark Kamen ile yazdığı The Fifth Element, bilim kurgu kültleri arasında gösterilen, 1997 yapımı bir Fransız filmi. Başrollerinde Bruce Willis, Gary Oldman ve Milla Jovovich'in yer aldı film, 2200’lü yılların ortalarında geçiyor. Filmin konusu ise şöyle; her 5000 senede bir yok oluş gerçekleşiyor. Bu yok oluşun durdurulabilmesi içinse tek bir şart var; ateş, su, hava ve toprağı temsil eden dört kutsal taşın ve onları takip eden beşinci elementin Mısır’daki bir tapınakta bir araya getirilmesi. “Peki, neden 5. elemente ihtiyaç duyuluyor?” diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Sebebi, uzaylıların artık dünyadaki dört element ile aralarında bağ kurmaya aracılık eden insan faktörüyle iletişim kuramaması. Böylece beşinci elementi bulmak için yola çıkıyorlar. Sizlerin de tahmin edebileceği gibi, bu kopukluğu ve iletişimsizliği günümüz dünyasının metaforik bir yansıması olarak yorumlamak mümkün. Ateş, su, hava ve toprak; her biri dünyamızda kusursuz bir şekilde varlığını sürdürme mücadelesi içindeyken, onların değerini bilmeyerek gün geçtikçe doğadan kopmamızın sebebi ne? Bu farkındalığa erişebilmemiz için beşincinin arayışının bir gün beraberinde 100.’nün arayışını da getirmesini mi bekliyoruz?

Türünün başarılı bir örneği olmasıyla anıldığı kadar, ikonik karakterleriyle de sinema tarihinde yer edinen The Fifth Element, Korben Dallas (Bruce Willis) ile genç bir kadının (Milla Jovovich) dünyayı kurtarma çabasına girmesini anlatıyor. Dört elemente dair heyecan verici bir bilim kurgu filmi izlemek ve beşinci elementin arayışında kendilerine katılmak isterseniz, bu film tam sizlik.

 

Son önerimiz, çizgi roman tutkunlarına gelsin istedik. İlhamını ateş yaratmanın yanı sıra; su, hava ve toprak elementlerini yönetme becerisine sahip süper çizgi roman kahramanı Firestorm’dan alan 1998 yapımı Firestorm filmi var bu kez radarımızda. Başrollerini Howie Long, Scott Glenn ve William Forsythe’in paylaştığı filmde itfaiyeci Jesse Graves’in başta bir kuş gözlemcisi olan Jennifer ve sonra birçok insanı büyük orman yangınlarından kurtarma maceralarına tanıklık ediyoruz.

Tercihinizi yapın, ekranın karşısına kurulun ve film keyfi başlasın. Filmi izlerken size eşlik etmesi için yanınıza koca bir bardak su almayı da unutmayın!

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (tüm alanlar zorunludur)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.