SAHNEDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VAR: COLDPLAY VE DAHA FAZLASI

The Scientist, Yellow, Paradise, Fix You... Evet, bu şarkılar hepimizin çok sevdiği İngiliz rock grubu Coldplay’e ait. Heyecanla beklediğimiz yeni albümü “Everyday Life”’ı geçtiğimiz hafta müzik severlerle buluşturan grup, tanıtım için turneye çıkmayacağını duyurmuş olmasıyla çok konuşuluyor. Bu kararı alma sebepleri ise turnelerin ardında bıraktığı karbon ayak izi. Sıfır karbon ayak izi bırakacak şekilde turneye çıkmak mümkün mü sorusunu buraya bırakıyoruz ve Coldplay’in bu bilinçli kararından aldığımız ilhamla, geçmişten bugüne müzik sektöründe sürdürülebilirlik anlamında sesini duyurmaya çalışan Türk ve yabancı müzisyenlere yakından bakıyoruz. Gelin, başlayalım!

Coldplay’in yeni albümünü tanıtma amacıyla dünya turnesi yapmaması, içinde bulunduğu müzik endüstrisini daha sürdürülebilir kılmak amacıyla aldığı, fikrimizce çok duyarlı bir karar ve aynı zamanda sanat dünyasındaki birçok isme de ilham kaynağı olacak nitelikte. Chris Martin’in sözleriyle, “hiç plastik malzeme kullanılmayan, büyük ölçüde güneş enerjisiyle gerçekleşecek konserler” hayal eden grup, ilerleyen zamanlarda da sıfır karbon ayak izi bırakacak konserler düzenleme noktasına gelene kadar turne yapmayacaklarını duyurdu.

Zamanda yolculuk edip biraz geriye gidersek; bir sivil toplum kuruluşu olan REVERB ile bir araya gelerek yeşil turneler düzenleyen, konser gelirlerini çevresel farkındalık yaratmayı hedefleyen kuruluşlara bağışlayan ve 2006 yılında “Çevresel Medya Ödülü”ne layık görülen Maroon 5’dan; çıktığı turnelerde biyoçözünür ve gübrelenebilir catering hizmeti veren şirketlerle anlaşan, biyodizel yakıt ve yeniden kullanabilir mataralar kullanan Sheryl Crow’a birçok sevilen sanatçının da geçmişte sürdürülebilirlik bilincini müzik endüstrisine entegre etmek için adım attığını görebiliriz.

Yaratıcısının İrlandalı rock müzisyeni ve aktivist Bob Geldof olduğu, 1985’te Afrika için 127 milyon doların toplandığı Live Aid konserleri de, sosyal sorumluluk deyince tüm dünyada akla gelen ilk ilham dolu etkinliklerden biri. Yaklaşık 3 ay kadar önce, kendisinin de aralarında bulunduğu ünlü müzisyenleri, Türkiye’nin ilk sürdürülebilir müzik festivali olarak ortaya çıkan Festtogether’da ağırladık. Hedefini “müziğin birleştirici gücünü kullanarak ekolojik bilinci yükseltmek: sıfır atık seviyesini yakalamak, geri dönüşümü ön plana çıkarmak, küresel ısınmaya neden olan karbon ayak izini düşürmek, sürdürülebilirlik konusunda farkındalık yaratmak” olarak tanımlayan festivalde; Büyük Ev Ablukada, Athena, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Son Feci Bisiklet gibi isimler de doğaya verdikleri önem doğrultusunda bir değişim yaratmak için yer aldı. 

Yine kısa zaman önce, oyuncu Mehmet Günsür ile müzisyen Hakan Kurşun, iklim değişikliği ile ilgili farkındalık yaratmak için birlikte “What Eye See” adlı bir şarkı yarattılar. “Her yerde parçalanmış geleceğin izleri vardı” şarkı sözünden de anlaşıldığı üzere, insanoğlu olarak bizlerin doğaya verdiğimiz zarara odaklanan şarkı, hem Türkçe, hem İngilizce sözlere sahip.

Tüm bu gelişmelerin birçok sanatçıya ilham olmaya devam ettiğine ve çoğalarak tahminimizden de büyük etkiler yaratabileceğine inanıyoruz. Öyle ki, Billie Eilish’in Mart 2020’de başlayacak turnesinde plastik kullanımının sıfırlanması, “eco-village” denen çevreci köylerin kurularak burada sıfır karbon ile ilgili eğitimlere yer verilmesi bekleniyor. The 1975, 2020 turnesinde her satılan bilet için bir ağaç dikeceğini açıkladı ve daha fazlası...

Günümüzün sonsuz bir çeşitlilikle dolu müzik dünyasında birçok farklı yaşa ve gruba hitap eden farklı müzik gruplarının olduğunu ve bu gruplardan pek çoğunun düzenli olarak turneye çıktığını düşünürsek, müzik endüstrisini daha sürdürülebilir kılmak için harekete geçmenin de önemini kavrayabiliriz. Yazımızı sonlandırırken, sizleri “sürdürülebilir bir müzik endüstrisi mümkün mü” sorusuyla başbaşa bırakıyoruz. Önerileriniz ve yorumlarınızı aşağıda bizlerle paylaşabilirsiniz!

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (all fields required)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.