OUR PLANET’İN GÖZÜNDEN ORMANLARI ANLAMAK

 

Doğa bize kızgın. Haftalardır yanmaya devam eden Amazon Ormanları, 5 bin hektarın üzerinde ormanlık alanımızı kaybettiğimiz İzmir yangını, Kirazlı Altın Madeni’nde izin verilenin katbekat üzerinde yapılan ağaç kesimleri ve bağlantılı olarak, Kazdağları’nda hayata geçirilmek istenen maden projesiyle yaşanacak çevre katliamı... Doğa bize öfkeli. Bu noktada, bizce ilk olarak yapmamız gereken, doğayı anlamak. Doğa, milyonlarca canlı türünün evi, dışarıdan büyük ve güzel yeşil alanlar olarak görülen ormanların içinde sevinciyle, zorluklarıyla sayısız hayat yaşanıyor. Ve biz ancak bu hayatları yakından tanırsak, doğaya gerçek ve içten gelen bir özen gösterebiliriz. Doğayı anlamak ve öğrendiklerimizi sizlerle paylaşmak adına, bu hafta #SuCoBlog’da, WWF işbirliği ile yapılan ve çok sevdiğimiz Our Planet’ın Yağmur Ormanları bölümünü odağımıza alıyoruz ve ormanları yakından tanımak için bir yolculuğa çıkıyoruz.

Tüm noktalarıyla görüp, inceleyip, anlamadığınız bir konsepti benimseyebilir misiniz? Yalnızca etraftan duyduğunuz, doğru olanın o olduğunu düşündüğünüz bir şeyi yapmayı ne kadar zaman sürdürebilirsiniz? Evet, ormanlardan bahsediyoruz. SuCo olarak, hepimizin içinde bir yerlerde, şehir hayatının beraberinde getirdiği alışkanlıklarla üstü örtülen ama her an dışarı çıkıp etrafını güzelleştirmeyi bekleyen koca bir doğa sevgisi olduğuna inanıyoruz. Yine de maalesef ki, küçük yaşlardan itibaren ana mesajı her ne kadar doğru olsa da, bizlere içi doldurulmadan ve havada bırakılarak sunulduğu için hiçbir zaman amacına ulaşamayan, kalıp fikirlerin varlığı yadsıyamayacağımız bir gerçek. “Ağaçları korumalıyız.” veya “Hayvanları sevmeliyiz, onlara iyi davranmalıyız.” diyerek, fakat altlarının pek çoğumuz için hiçbir zaman tam olarak doldurulmadığı, dolayısıyla ezberlemek zorunda kaldığımız, belki de bu yüzden zamanla anlamını yitiren, derinliksiz ve yüzeysel cümlelerle büyüdük. Oysa, ormanların içinde koca bir dünya var, orada bir hayat akıp gidiyor. Ve bu hayatı öğrenmek, hepimizin derinlerinde saklı olduğuna inandığımız doğa sevgisini gün yüzüne çıkarmak için, bizce gerekli olan en önemli nokta.

Evet, ormanlar için eşsiz güzellikleriyle dünyamızın oksijen depoları diyebiliriz. Özellikle yağmur ormanları, milyonlarca canlı türüne ev sahipliği yapan, dünya üzerindeki en zengin yaşam alanlarından biri, Amazon Ormanları ise kelimenin tam anlamıyla dünyamızın akciğeri. Amazon’da her hayvan grubunun diğer yerlere göre daha fazla çeşidi bulunuyor. Yukarıda bahsettiğimiz Our Planet adlı belgeselin de bize sunduğu değerli bilgilerle, gezegenimizin sağlığı konusunda hayati bir rol oynayan yağmur ormanlarının her köşesinde başka bir yaşam; başka bir heyecan, mutluluk, çekişme, rekabet ve hayatta kalma mücadelesi yaşanıyor diyebiliriz. Belgeseli izlerken, bu köşelerden birinde Pluto ile tanışıyoruz. Kendisi 30 yaşında ve 100 kilogram ağırlığında, kelimenin tam anlamıyla ormanların kralı. Yanağında etraftaki diğer canlılar tarafından bir güç göstergesi olarak algılanan büyük çıkıntılar var. O ise kalın kürkü ve koca cüssesiyle her an yemek arayışında.

Kongo’da bir bataklık ormanı olan Mbeli Bai’ye doğru yola çıkan gümüş sırtlı gorillalar ise diğer bir köşede yer alıyor. Gorillalar Mbeli Bai’ye, ormanın içinde zor bulunan bir mineral olan, tuz yönünden zengin su bitkisini yemeye geliyorlar. Su bitkisi, gorillaların hayatta kalmaları için önemli bir bitki. Bu sonsuz çeşitlilik diyarında, tam tersi olarak, hayatta kalmak için hayvanlara ihtiyaç duyan bitkiler de var: su ibriği. Su ibriği, sahip olduğu şekil itibariyle, yarasalara kolaylıkla güvenli bir sığınma alanı olarak, karşılığında yarasaların dışkısıyla gübreleniyor örneğin. Bu karşılıklı yaşam ve hayatta kalma alışverişinin farkında mısınız?

Bir de dişi kuşun ilgisini çekebilmek için renkli ışıklar saçan, kabaran, küçülen, farklı dönüş hareketleriyle becerisini sergilemeye çalışan erkek kuşlar var tabii. Bu ihtişamlı danstan önce ise, müthiş ilgi çekici bir alışkanlıkları var: etrafı toplamak. Dikkat edelim, etraf derken ormandan bahsediyoruz. :) Dişi kuşların dikkatini çekebilmenin başlıca koşulu, düşmüş yapraklardan topak haline gelmiş toprak parçalarına, her şeyin düzenli ve temiz görünüyor olması. Bu yüzden erkek kuşlar, danslarını gerçekleştirmeden önce bulundukları alanın tertemiz olması için çalışıyorlar.

Biraz da günümüze dönelim. Bugün, yağmur ormanlarındaki bu güzel çeşitlilik gün geçtikçe azalıyor ve bunun sebebi biziz. Bugüne kadar 27 milyon hektar bakir ormanı yok ederek yerine tek bir ağaç türü koyduk, bunu biliyor muydunuz? Tüm dünyada ise her yıl 15 milyon hektar tropikal orman ellerimizden kayıp gidiyor. Farkına varmalıyız; karadaki diğer yaşam alanlarından fazla oranda karbonu depolayan, gezegenimizi soğutan, besin ve ilaç üreten ormanları kaybederek kendimizi de tehlikeye atıyoruz, bu da işin bizimle fazlasıyla yakından ilişkide olan boyutu.

Bu yazıda da amaçladığımız gibi, ana mesele sadece fidan dikmek, hele bunu yazımızın başında söz ettiğimiz kalıp düşünceler etrafında gerçekleştirmek değil; anlamak. Doğayı anlamak ve içimizden gelen doğa sevgisine kulak vererek ağaç dikmek; o ağacın türünden, yıllar sonra korunması için yapabileceklerimize, hepimizin o ağaca sahip çıkabilmesi için bilinçlenmek ve eğitim almaya kadar düşünmek... Bu hafta sizlere, izlemiş olmayı bir şans olarak gördüğümüz belgeselin bize öğrettiklerinden, anlattıklarından bahsettik. Yine de, Planet Earth ve Blue Planet’in yapımcıları tarafından hazırlanan ve enfes görüntüleri ile her dakikada bizleri büyüleyen bu belgeseli, özellikle de bahsettiğimiz Yağmur Ormanları bölümünü bizzat izlemelisiniz diye düşünüyoruz. Belgesel boyunca, bitkilerin davranışlarını incelemek, birbirlerine kur yapan kuşların çıkardıkları sesleri duymak, etrafta yırtıcı olmasından çekinen ama aşağıdaki suyu içmeye ihtiyaç duyan gorilla’nın korku dolu bakışlarını yakından görmek, bambaşka.

Yazımızı sonlandırırken, belgeselden sonra aklımızda kalan bir soruyla başbaşa bırakmak istiyoruz sizi: Pluto şimdi nerededir, iyi midir?

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (all fields required)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.