GERÇEK DÜNYA EKRANDA DEĞİL, TAM ŞU ANDA BURADA!

Günde ortalama kaç defa telefonunuza bakıyorsunuz? Veya günün ne kadarlık bir bölümünde aklınız Instagram’da gördüğünüz bir paylaşım veya Facebook’ta denk geldiğiniz bir video ile dolu oluyor? Sorgulamak garip geliyor değil mi? Çünkü öylesine alışmışız ki, yaşamımızı teknoloji ile iç içe bir düzende sürdürmeye! Oysa gün geçtikçe tutsağı olduğumuz dijital dünya biz fark etmeden zihinlerimizi bulandırıyor, aklımızı gereksiz detaylarla doldurarak zihinsel açıdan olduğu kadar bedensel olarak da yoruyor bizleri. Az ve öz, daha sade, daha gerçek bir yaşam sürmek isteyenler için, #SuCoBlog’un bu haftaki odağında, belki de hemen bugün uygulamaya başlayabileceğiniz, dijital minimalizm önerileri yer alıyor. Gelin, başlayalım!

Dijital minimalizm, minimalizm akımının alt kollarından biri. Temelinde ise dijital sadelik felsefesi yatıyor. Tanımını yapmak gerekirse, dijital iletişim kanallarının ve bunların bizimle olan ilişkisinin sorgulanması sonucu farkına varılan faydasız alışkanlıkların değiştirilmesi yolunda atılan adımlar diyebiliriz. Daha basit bir deyişle, hangi teknolojik aracı ne sebeplerle kullandığımızı, bu araçların hayatımızda ne kadar yer kapladığını sorguluyoruz. Sonrasında bu araçlarla olan ilişkimizin bize yarar sağlamayan bölümlerini fark ederek onları daha minimal, sade ve faydalı alışkanlıklar ile değiştiriyoruz. Böylece en başta faydasız dediğimiz ilişkiyi çok daha kaliteli ve gerçek bir temele oturtmuş oluyoruz.

Dijital araçların hayatımızın bu denli merkezinde olduğu günümüzde, tahmin edersiniz ki teknolojinin hayatındaki yerini azaltmak için harekete geçenlerin sayısı pek de fazla değil. Ancak bu noktada büyük bir yanılgıdan söz etmeliyiz: konu, onları tamamiyle hayatınızdan çıkartmak değil, bu araçlarla olan ilişkinizi hayatınıza maksimum derecede fayda sağlayacak şekilde yeniden düzenlemek. Birazdan daha detaylı olarak bahsedeceğiz, yine de şöyle düşünebilirsiniz: telefonunuzda 20 uygulama yer alıyor. Siz ise süreklilikte yalnızca 5 tanesini kullanıyorsunuz. Burada amacımız, telefonunuzdaki uygulamaları silmeniz değil, işinize yaramayan ve size görüntü kirliliğinden başka bir getirisi olmayan uygulamalarla vedalaşmanız. Nasıl mı?

Nasıl’dan önce kısaca neden’e bakacak olursak; farkında olmasak da, yukarıda bahsettiğimiz, kullanılmayan 15 uygulama aklınızda yer ediyor. Belki gün içinde o uygulamalardan birinden bir bildirim görüyorsunuz, bildirimleri kapasanız bile ekranınıza baktığınızda o orada. Bütün bunlar gün içinde aklınızı aslında size hiçbir şey katmayan bilgilerle dolduruyor, zihninizi meşgul ediyor, dikkatinizi dağıtıyor, odaklanma becerinizi olumsuz etkileyerek veriminizi düşürüyor. Siz rahatladığınızı sanıyorsunuz ama aslında o an tembelleşiyor, teknolojiye giderek daha çok bağımlı hale geliyorsunuz.

Bu konuyla ilgili yapabileceklerinizden ilki, her şeyden önce dijital ortamlarda kaybettiğiniz zamanın farkına varmak. Bunun için belli sayısal verilere ihtiyaç duyuyorsanız, Quality Time adlı uygulama size yardımcı olabilir. Belli bir süre için, uygulamayı telefonunuza indirip birkaç hafta telefon kullanma alışkanlıklarınızı gözlemleyin. Telefonda harcadığınız toplam süreyi gösterdiği gibi, ayrı ayrı hangi uygulamalarda vakit geçirdiğinizin de bilgilerini veren uygulama bu hedef için oldukça uygun. Bu konuyla ilgili belli bir fikriniz olduktan sonra, bu sürede neler yapabilirdim diye düşünmek oldukça faydalı olacaktır. Örneğin, Instagram’da insanların kiminle, nerede olduğuna bakarak geçirdiğiniz 2 saatte, belki de çok kalın olmayan bir kitap bitirebilirdiniz!

Sonrasında telefonunuzda ve bilgisayarınızda kullanmadığınızı gözlemlediğiniz uygulamaları silin, gözlerininiz ve zihniniz bir “oh!” desin! Ana ekranınız için gözünüzü yormayacak bir duvar kağıdı seçin ve buradaki klasörleri minimum sayıda olacak şekilde yeniden düzenleyin. En fazla baktığınız ana ekranınızda her zaman az sayıda uygulama veya dosya olmasına dikkat edin.

İşiniz veya özel hayatınız için bir sorun yaratıp zihninizi daha da meşgul etmeyecekse, bildirimlerinizi kapatın. Böylece o uygulamaya girip girmemek sizin tercihiniz olacak; teknoloji sizi değil, siz teknolojiyi yöneteceksiniz.

Telefon rehberinizi, e-posta hesaplarınızı, mesajlarınızı temizleyin. Adını gördüğünüzde yüzü zihninizde bile canlanmayan insanları rehberinizden silin, artık bir parçası olmak istemediğiniz üyelikleri belirleyip onlardan çıkın. Bu temizliği yapın ki gerçekten hayatınızda var olmasını istediklerinize yer açılsın.

Bir sonraki hedefiniz, her gün telefon ve bilgisayarınıza yalnızca sizin belirlediğiniz saatler arasında bakmayı alışkanlık haline getirmek olsun. Bu saatlerin dışına çıkmamaya özen gösterin. Bu zihninizi rahatlatacağı gibi, içten içe artık teknolojiye bağımlı olmadığınızı hissettirerek ruhunuzu besleyecek bir alışkanlık. Bu zamanların dışında ise, teknolojiden tamamen uzakta; doğayla, arkadaşlarınızla, ailenizle veya sadece kendi kendinize kalacağınız zamanlar yaratın.

Başta da söylediğimiz gibi, konu teknolojiyi tamamiyle hayatınızdan çıkarmak değil. Maalesef ki, içinde bulunduğumuz çağda, bu artık mümkün de değil. Ancak dijital araçları bilinçli bir şekilde kullanmak ve teknolojiyle aranızda kaliteli bir ilişki yaratmak sizin elinizde.

Yazan: İrem Bali

 

Yorumlar (1 Response)

03 September, 2019

Fatma Şilan Korkmaz

Yazınızı büyük bir zevkle okudum. ♡Anlatımınız sade olmasına tezat bir biçimde fazlaca dolu ve bu cidden okurken keyif veriyor. Daha çok böyle yazılar bekliyoruz. Esen kalın!

Yorum yaz (all fields required)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.