İKLİM DEĞİŞİYOR: SEN DEĞİŞİYOR MUSUN?

“İnsanlık ailesi olarak şimdiye kadar karşılaştığımız en büyük ortak sorun.” BM Genel Sekreteri Ban Kki-Moon, iklim değişikliğini böyle tanımlıyor. Başta Avustralya yangınları olmak üzere; alışılmışın dışında yaşanan kuraklıklar, eriyen buzullar, deniz seviyelerindeki yükselme, ani yağan yağışar, sular altında kalan tarım alanları. Evet, iklim akıl almaz bir hızla değişiyor ve artık değişmesi sırası bizde. Bizim SuCo olarak insanlığa inancımız tam, biliyoruz ki istersek başarabilir, gidişatı değiştirebiliriz. Neden ve nasıl’ına gelin birlikte bakalım.

Küresel iklim değişikliği ile ilgili bir adım atmak için, öncelikle tanımını ve ona sebebiyet veren faktörleri iyice anlamalıyız. Nedir iklim değişikliği? Öncelikle sera gazlarının sanılanın aksine, gezegene sadece olumsuz etkisi olduğunun bir yanılgı olduğunu söyleyerek başlayalım. Sera gazları, ısı dengesini düzenleme özellikleriyle aslında dünyamız için çok önemli bir rol oynuyorlar. Isıyı tutup hapsederek, dünyayı yaşanabilir bir hale getiriyorlar. Şöyle düşünün, eğer sera gazları olmasaydı, yeryüzününü ortalama sıcaklığı -18°C civarında olacaktı (WWF Türkiye). Doğal süreçlerini devam ettirdikleri sürece iyi ki varlar. Asıl problem, sera gazlarının yoğunluğunun normalden fazla artması ile başlıyor. Sera gazları fazla olduğunda, dünya olması gerekenden daha sıcak olmaya başlıyor.

Peki bunun sebepleri neler? Biziz, insanoğlu olarak düşünmeden gerçekleştirdiğimiz her eylemde arkamızda bıraktığımız ve doğada olumsuz etkilerle dönen ayak izlerimiz. En büyük etken, kömür, petrol ve benzini kullanma oranımız. Kendi ellerimizle fosil yakıtların tüketimini artıyor ve karbondioksit salınımına kapı aralıyoruz. Bu kadar fazla karbondoksitin atmosfere karışınca, sıcaklığın artması kaçınılmaz oluyor. IPCC’ye göre 2004 yılındaki insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının %56’sı yalnızca fosil yakıt kullanımında ortaya çıkan karbondioksite ait.

İklim değişikliğinin doğaya fiziksel etkileri de o kadar fazla ki. AB tarafından finanse edilen ve Weglobal liderliğindeki konsorsiyum tarafından yürütülen proje iklimIN’in Prof Dr. Aslı Akay tarafından hazırlanan raporuna (2019) göre, her şeyden önce, atmosferde nem değişimi oluyor. Bu da; taşkın, yoğun yağış, toprak kimyasında ve yer altı sularının yapısında değişiklikler ve daha pek çok olası soruna kapı aralıyor. Deniz seviyeleri buzulların erimesine bağlı olarak yükseliyor, deniz kıyılarına kurulan onlarca şehir ve tarım alanı sular altında kalma riski taşıyor.


Macquarie Adası'ndaki yosunların kayboluşu

Sıcaklık değişimleri oluyor, küresel sıcaklıklar arttıkça deniz suyundaki karbondoksit miktarı değişiyor ve bu denizleri daha asidik hale getiriyor. Tahmin edersiniz ki, daha asidik denizler, deniz canlılarının yaşamı için büyük bir tehdit oluşturuyor. Queensland'deki mercan ekosisteminin yok olması, Macquarie Adası'ndaki yosunların kaybolması, Murray-Darling Havzası'nda yağış azaldığı için balıkların ölmesi, bu olumsuz gelişmeler hep iklim değişikliğinin etkileri.
Ve kuraklık... Artık dünya üzerinde çok daha fazla noktada ve daha yoğun olarak hissediliyor. Erozyon tuzluluk, gıda krizi, ani yağan yağışaların selleri arttırması, tarım alanların sular altında kalması... Özellikle Akdeniz Havzası’nda yer alan ülkemizin %70 oranındaki bölümü, yarı kurak – kurak çayır ve nemli – yarı nemli arazilerden oluşuyor. Doalyısıyla, iklim değişikliğine karşı en hassas bölgelerden biri Türkiye. Güzel haber, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, tarımsal kuraklıkla mücadele için “Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı” adlı bir planı uyguluyor. Bu plana göre, çeşitli meteorolojik veriler düzenli olarak takip ediliyor ve erken uyarı için kullanılıyor.

Sizlerle, WWF Türkiye’nin gerçekleştirdiği, Türkiye’nin Yarınları Projesi Sonuç Raporu’nun (2010) bazı verilerini de paylaşmak istiyoruz. Bu rapora göre, ülkemizde iklim değişikliğinin başlıca etkileri şöyle olacak: Sıcaklık artışı 2030 yıllarının sonuna kadar sınırlı kalacak, ancak bu tarihlerden itibaren sıcaklıkların Türkiye ve özellikle Konya Havzası’nda hızla artacak, kış mevsimindeki artışlar yer yer 4°C civarına, yaz mevsimindeki artışlar ise 6°C civarına ulaşacak, kış yağışlarında Türkiye’nin güney kesimlerinde ciddi azalışlar, buna karşılık kuzey kesimlerinde artışlar görülecek.

Peki ya bizler? Tüm bu tablonun karşısında bir şeyleri değiştirmek için güce sahip olan sadece bizler değil miyiz? Öyleyse ne duruyoruz, gelin iklim değişikliğinin önüne geçmek için bireysel olarak neler yapabileceğimize bakalım.

Tek kullanımlık plastik kullanımımızı sonlandırabilir ve yeniden kullanılabilir matara, metal kamış, bez çanta gibi sürdürülebilir alternatiflerini edinebilir, karbondioksit ve metan gazının oluşumunu engellemek için geri dönüşüm yapabilir, ağaç dikebilir, uçak seyahatlerimizi azaltabilir, tüketim alışkanlıklarımızda yanlış giden noktaları değiştirmek için adım atabilir, odalardan çıkarken ışıklar ve klimaların kapatılmış olmasına özen gösterebilir, suyu gereksiz yere kullanmaktan kaçınabilir, deterjan gibi temizlik ürünlerini satın almak yerine evde doğal malzemelerle kendimiz yapmayı deneyebilir, organik atıkları biriktirerek kompost yapabilir, enerji kaynaklarını verimli kullanabilir, mümkün olduğunca toplu taşıma veya bisiklet kullanabilir, kısa mesafelerde yürümeyi tercih edebiliriz. Görüyorsunuz, yapabileceğimiz şeyler çok!
Mesela, çamaşırları soğuk suyla yıkamak gibi küçük bir değişikliğin bile bu konuda önemli bir olumlu geri dönüşü var: su ısıtıcıyı kullanmamış oluyor, böylece daha az sera gazı emisyonu üretilmesini sağlıyorsunuz. Veya, doğa dostu ampüller kullanmak. Bazı LED ampullerin, normal olanlara göre %90 daha az tükettiği biliniyor. Kırmızı et ve süt ürünleri tüketiminizi azaltmak da, aynı şekilde, ayak izinizi büyük oranda düşürebileceğiniz bir adım. Oxford Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre, bu ürünlerin tüketimini azaltmak, kişinin karbon ayak izini 2/3 oranında azaltmasına olanak sağlıyor. Yerli üretim gıdalar tüketebilir, lokalleri destekleyebilir, gıda atıklarınızı azaltabilirsiniz.

Avustralya yangınında hayatını kaybeden 8000 koala ve yarım milyar yaban hayvanı için harekete geçmek isterseniz, buraya tıklayarak bağış yapabilirsiniz. WWF Avustralya’nın websitesinden Donate kısmına tıklayarak da bağışta bulunabilir, change.org kampanyalarını imzalayabilirsiniz. 

Birlikte hareket eder, ortak bir doğa bilinci yaratabilirsek başaramayacağımız hiçbir şey yok. Hadi bugün başlayalım. Ya bir matara edinelim, ya komposta başlayalım, ya da etrafımızı bilinçlendirmek için bir adım atalım; ama yeter ki o adımı atalım. Çünkü artık değişme sırası bizde.

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (tüm alanlar zorunludur)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.

Turkish