E-ATIK 101: TEKNOLOJİNİN DOĞADAKİ KARANLIK YÜZÜ

Tahmin edelim, bir akıllı telefonuna sahipsiniz, aynı zamanda evinizde en az iki adet laptop bulunuyor, tabii ki bir televizyonunuz ve belki bir de video kameranız var. Evinizin olmazsa olmazlarından biri de elektrik süpürgesi, tost makinenizse kahvaltılarınızın vazgeçilmezi. Durun – bu saydıklarımızın hepsinin birer e-atık olduğunun farkında mısınız? 

Öncelikle artık kullanmak istemediğiniz, eskimiş veya çalışır durumda olmayan tüm elektronik ürünlere ‘e-atık’ ya da ‘elektronik atık’ deniyor. Bir başka deyişle, bu ürünler bir sebepten kullanım ömürlerinin sonuna ulaşmış oluyorlar. Tam bu noktada kısaca sayılara göz atarsak, dünyada her yıl ortalama 20-50 milyon ton e-atığın oluştuğu biliniyor. 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göreyse, Türkiye için bu sayı yıllık 535.000 ton e-atığa denk geliyor. Esas üzücü olansa şu, bu miktarın sadece 10.000 – 25.000 tonu yani %2.5’luk bir bölüme karşılık gelen kısmı geri dönüştürülüyor.

E-atık kategorisine hangi ürünler mi giriyor? Bilgisayarlar, televizyonlar, cep telefonları, VCR’lar, faks makineleri, yazıcılar, elektrik süpürgesi ve tost makinesi gibi küçük ev aletleri, floresan gibi aydınlatma ekipmanları, matkaplar, testereler, video oyunları, ısı ayarlayıcıları, otomatlar... Şimdi bu listeye şöyle bir uzaktan bakın, kaçı için ‘ben hiç fark etmeden hayatımın tam merkezine yerleşmiş’ diyebilirsiniz? Biz tahmin edelim, neredeyse hepsi için!

 

E-atıklar ile ilgili en büyük çevresel problem şu: Bu atıkların çoğu PVC, ağır metaller, kurşun, berilyum gibi toksik maddeler içeriyor. Bu maddelerse elbette hem bizler için hem de doğanın işleyişi için çok tehlikeli. Bir yandan elektronik ürünlerin artısı da şu ki, hemen hemen tümü cam ve metaller de dahil olmak üzere birtakım geri dönüştürülebilir materyalleri de içeriyorlar. Yani, elektronik atıkların geri dönüşümü çoğu zaman mümkün ve bu yüzden toplanarak önce ayrıştırılmaları sonra da geri dönüşüm süreçlerinden geçmeleri, özellikle enerji tasarrufu sağlanması ve çevre kirliliğinin önüne geçilmesi açısından çok önemli.

Moraller yükselsin, son zamanlarda ülkemizde e-atık ile ilgili sevindirici gelişmeler olmaya başladı:

  • Faaliyetini Kocaeli’de sürdüren entegre elektronik atık geri dönüşüm firması Exitcom Recycling, bilgisayarlardan cep telefonlara ve tabletlere, kullanım ömrünü tamamlamış elektrikli ve elektronik eşyaları, Avrupa Birliği (AB) standartlarında geri dönüştürdü ve dönüştürmeye devam ediyor.
  • Vodafone, Haziran’da e-atık sorununa çözüm sağlamak amacıyla kurduğunu açıkladığı “Açık İnovasyon Platformu” sayesinde üniversite öğrencilerine, yeni mezunlara ve genç girişimcilere açık çağrıda bulundu ve kendilerine şu soruyu yöneltti: “E-atık meselesine nasıl kapsayıcı, sistematik ve döngüsel çözümler üretiriz?” Kurulan bu platform ile birlikte ortaya konan yenilikçi, teknolojik ve sürdürülebilir çözümleri biz heyecanla takip ediyoruz.
  • Türk Telekom, bu yıl 5 Haziran Dünya Çevre Günü öncesi yaptığı açıklamada, “E-atıklarınızı Getirin, Yarınlara Daha Yeşil Bir Dünya Bırakın!” kampanyası kapsamında çalışanlarıyla hayata geçirdiği elektronik atık projesinin sonuçlarını paylaştı. Türk Telekom çalışanları, 3 yılda 18 ton elektronik atık toplayarak geri dönüşüme katkı sağladı.

Büyük değişimler yaratmak için önce inanmayı, sonra çok çabalamayı sürdürdükçe güzel haberlere uyanmaya devam edeceğiz. Peki siz, bireysel olarak e-atıklarınızı azaltmak için neler yapabilirsiniz?

  • Öncelikle, yeni bir elektronik ürün almadan önce iki kez düşünmeyi alışkanlık haline getirmeyi deneyebilirsiniz. Kendinize sorun: Alacağınız bu yeni cihaza gerçekten ihtiyacınız var mı, yoksa bu cihazı satın alma motivasyonunuz yalnızca ‘istek’ kaynaklı mı, yani hızla ilerleyen teknolojiye ayak uydurma arzusundan mu bu dürtünüzü tetikleyen? Peki ya bu cihaz, kişisel veya profesyonel hayatınıza gerçek bir katkı sağlayacak mı? Kendinize dürüst olun.
  • Söz konusu elektronik ürüne gerçekten ihtiyacınız olduğu sonucuna vardıysanız, yenisini satın almadan önce kiralama opsiyonunu değerlendirin. Özellikle de bu cihaza olan ihtiyacınız dönemlikse ve cihazı kullanmanız gereken zaman aralığını net bir şekilde biliyorsanız, kiralayıp ihtiyacınız kadarını elde etmek yerine, neden yeni bir ürün satın alasınız ki?
  • Birlikte, bu elektronik ürünü mutlaka satın almanızın gerektiği bir senaryoyu hayal edelim. İşte o zaman sahneye satın alma tercihleri geliyor. Aldığınız ürünün döngüsel ekonominin bir parçası olmaya uygun ve çeşitli onarım ya da güncellemelerle tekrar tekrar kullanılmaya müsait bir ürün olmasına özen gösterin.
  • Elektronik ürünlerinizi mümkün olduğunca uzun süreler kullanın. Bu, e-atıklarınızı büyük ölçüde azaltmanın en etkili yolu.

 

  • TEGV’in ‘Atma Bağışla’ kampanyasıyla tanışın. Arızalı veya artık kullanılamayacak durumda olan bilgisayar, cep telefonu, elektrikli ev eşyası, adaptör ve kablo gibi ürünlerinizi TEGV’e bağışlayabilir, doğaya fayda sağlarken aynı zamanda birçok çocuğun eğitimine destek olabilirsiniz. Nasıl mı? Bağışlamak istediğiniz elektronik atıklarınızı, size en yakın PTT şubesine paketlenmiş halde götürebilir; 902513042 numarasını vererek, atıklarınızın Geri Dönüşüm Fabrikasına ücretsiz olarak gönderimini sağlayabilirsiniz. Geri dönüşümle ilgili ürünleri bırakabileceğiniz size en yakın noktaların nerelerde olduğunu öğrenmek için buraya tıklayabilir, buradan ise kurumsal veya bireysel olarak e-atık bildiriminde bulunabilirsiniz.

  • Olası bir durumda, elektronik ürününüzün geri dönüştürülmek üzere ilgili kurumlara ulaştığından emin olun.

Dünyada en hızlı artış gösteren atık türlerinden biri olan e-atıkların önüne geçmek sizin, bizim, hepimizin elinde!

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (tüm alanlar zorunludur)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.