ÇİZİMLERİYLE DÜNYANIN KIRILGANLIĞINI YANSITAN SANATÇI

İçinde yaşadığımız gezegeni tanımlayacak olsanız, ne gibi sıfatlar kullanırdınız? Muhtemelen “büyük”, “kapsayıcı”, “uçsuz bucaksız” gibi iddialı kelimeler seçerdiniz ve “kırılgan” sözcüğü bu listenin en sonlarında yer alırdı. Çünkü hepimiz, tüm kaynaklarını bize cömertçe sunan ve milyonlarca canlı türüne ev sahipliği yapan dünyanın, aynı zamanda pek çok kırılgan yüzü olduğunu çoğu zaman göz ardı edebiliyoruz. İşte bu yüzden 8 Haziran Dünya Okyanus Günü, dünyanın kırılganlığına dair farkındalığımızı artırmak için harika bir fırsat. Gelin, Zaria Forman ve duyarlı sanat anlayışının bize eşlik ettiği bu yolculukta, siz de bize ortak olun.

Zaria Forman, Amerikalı hipperrealist bir sanatçı. Bir başka deyişle çizimleri, figüratif bir gerçekçiliğe sahip olmanın yanı sıra; fotografik öğeleri de içinde barındırıyor. Yani onun tablolarına tablo demek için bin şahit ister! Toz pastel kullanarak yarattığı çalışmalarda Forman, gerçek dünyayı tuvaline yansıtıyor. Burada gerçekkelimesinin altını çizmek istiyoruz çünkü onun resmettiği dünya, bizim algılamaya alışkın olduğumuz (ya da algılamayı seçtiğimiz, böylesinin bize daha kolay geldiği mi demeliyiz?) dünya değil; tüm çıplaklığı ve kırılgan taraflarıyla olduğu gibi görebildiğimiz bir dünya.

Kırılganlık derken neden mi söz ediyoruz? Forman’ın ifadeleri bunu en güzel şekliyle anlatıyor: “Manzaraların hem gücünü hem de aynı zamanda kırılganlığını keşfettim. Devasa büyüklükteler ama güneşten yansıyan ışınlar onları anbean eritiyor.”

Forman’ın hikayesi, görsel sanatlar fotoğrafçılığı ile ilgilenen annesinin dünyanın çeşitli noktalarına yaptığı macera dolu yolculukların bir parçası olmasıyla başlıyor. Annesinin de bir sanatçı olması sebebiyle evin içinde hep sanat malzemeleriyle birlikte büyüdüğünü söyleyen Forman, kalem tutabilmeye başladığından beri çizdiğini ifade ediyor. Böylece sanata olan tutkusu, annesiyle çıktığı yolculuklarda şahit olduğu manzaralara olan hayranlığıyla birleşiyor ve Forman kendisini, gezegene dair pek çok anı; özellikle de buzulları tuvaline resmederken buluyor. Zamanla kendi seyahatlerini planlayan ve buzulları ilk elden belgelemek için dünyanın çeşitli noktalarında bulunan Forman, çektiği binlerce referans fotoğrafın yanında hafızasından da bazı kareler yakaladığını söylüyor.

 

Zaria Forman’ın “Evrenin Güzelliğini ve Kırılganlığını Gösteren Çizimler” adlı çok sevdiğimiz TED konuşmasını mutlaka izlemenizi öneriyoruz. Bu konuşmada Forman, yaşam amacını ‘iklim değişikliğinin ne kadar önemli olduğunu ve bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini işleri aracılığıyla gözler önüne sermek’ olarak ifade ediyor. Dolayısıyla Antartika, Grönland gibi uzak noktalara yolculuk eden sanatçının bir yandan iklim değişikliğini pastel çizimler aracılığıyla belgelediğini de söyleyebiliriz.

“Peki neden sanat?” diye soracaksınız belki de. Forman, iklim değişikliğinin aciliyetini çalışmalarıyla iletmek olarak belirlediği yaşam misyonunu neden sanat aracılığıyla gerçekleştirmeyi seçmiş? Cevabı, davranışsal psikolojide gizli. Kendisinin TED konuşmasında da dile getirdiği üzere, "davranışsal psikoloji bize her şeyden önce duygularımıza dayalı olarak harekete geçtiğimizi ve kararlar verdiğimizi söylüyor ve araştırmalar, sanatın duygularımızı korkunç bir haber raporundan daha fazla etkilediğini gösteriyor."

  

Çizimlerinde yalnızca pastel boya ve fırça yerine parmaklarını kullanan sanatçı; büyük ve hırçın dalgaları, büyük ölçekli eriyen buzulları, suda yüzen buzdağlarını ve iklim değişikliğine meydan okumasına yardımcı olabilecek her türlü anı tuvaline aktarıyor. Kendi sözleriyle çizimleri, “manzaradaki geçiş, türbülans ve huzur anlarını keşfederek izleyicilerin hiçbir zaman ziyaret etme şansı bulamayacağı bir yerle duygusal olarak bağlantı kurmalarını sağlıyor.” Forman ekliyor: “Yıkımın aksine güzelliği aktarmayı seçiyorum. Bu manzaraların yüceltilmesini yaşayabiliyorsanız, belki de onları korumak ve korumak için ilham alacaksınız.”

Sizden özellikle bu son cümle üzerine biraz düşünmenizi rica ediyoruz: Doğayı hepimiz çok seviyoruz, evlerimizden dışarı çıktığımızdan derin bir nefes alıp “Oh, hava ne güzel!” diyoruz, yalın ayak çimlere basıp iyi hissediyoruz, yeşil manzaralar gördüğümüzde içimiz açılıyor, bazen yapraklarını açmış tek bir çiçek günümüzü güzel geçirmemiz için başlı başına bir sebep olabiliyor, bir ağacın gövdesini incelemek içimizde minnet ve saygı gibi değerli duyguları uyandırabiliyor... Peki, böylesine sevdiğimiz, önem verdiğimiz doğayı korumak için yeterince çaba sarf ediyor, fedakarlık yapıyor muyuz? Hadi gelin, Dünya Okyanus Günü’nün farkındalığı da eşlik etsin bizlere ve bugün doğa için neler yaptığımızı, belki henüz yapmadıklarımızı ama yapmaya istekli olduklarımızı düşünelim.

Yazan: İrem Bali

 

Yorum yaz (tüm alanlar zorunludur)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.