ZAMANI İYİ DEĞERLENDİRMEK: DOĞAYA DUYARLI AKTİVİTELER

Bugünlerde birçoğumuz, evinde hiç olmadığı kadar çok zaman geçiriyor. Ruhlarımız dinleniyor, uzun zamandır bir türlü zaman bulamayıp yapamadığımız ne varsa, kendiliğinden alan açılıyor hepsine. Bu yazımız, evde geçirdiği zamanı ‘iyi’ ve verimli değerlendirmek isteyenler için – en başta da gezegenin sağlığı için iyi değerlendirmekten söz ediyoruz. Hazırsanız, sizin için listelediğimiz doğaya duyarlı aktivite önerilerimize başlıyoruz.

İleri dönüşümü öğrenin.

En basit tanımıyla ileri dönüşüm; nesneleri dönüştürerek yeni formlardan kullanmak, eldeki malzemeleri değerlendirmek demek. Siz de, evde olduğunuz zamanı iyi değerlendirmek adına; önce ileri dönüşüm aktivitelerinizde kullanabileceğiniz atık malzemeleri belirleyebilir, sonra da onları kullanarak yaratıcılığınızın sınırlarını zorlayabilirsiniz.

 

Eski bir merdiven kitaplarınızı yerleştireceğiniz bir rafa, eski gazeteler bir çöp sepetine, artık giymediğiniz kıyafetler bez çantalara, şişe kapaklarıysa minik mumluklara pekala dönüşebilir. Hatta, eski kapınız birkaç küçük dokunuşla yemek masası olarak bile kullanılabilir!

Doğal bakım ürünleri tarifleri deneyin.

 

Hijyenin her zamankinden de fazla önem taşıdığı bugünlerde evde olmak, kendi doğal bakım ürünlerinizi yaratmanız için bir fırsat. Öyleyse, Homemade Aromaterapi’nin çok sevdiğimiz tariflerinden biri olan temel lavabo temizleyici tarifini paylaşalım. İhtiyacınız olan malzemeler: ½ fincan sirke, ¼ karbonat, 3 damla lavanta, biberiye, limon veya portakal uçucu yağları. Ek olarak Homemade Aromaterapi’nin önerisi, tüm kimyasal temizleyicilerden uzaklaşıp sirke, karbonat, arap sabunu kullanarak ve bunlara antibakteriyel, antivirüs etkili uçucu yağlar ekleyerek temizlik yapmak. Ellerimizi sık sık yıkadığımız bu dönemde, cildinizin tahriş olmaması için bizden de bir ipucu: nemlendirici kreme alternatif olarak Hindistan cevizi yağı kullanabilirsiniz!

Konmari Metodu’nu keşfedin, sadeleşin.

 

Marie Kondo’nun "Konmari Metodu"nu duydunuz mu? “Japon ev düzenleme sanatı” olarak bilinen bu yöntemin temelinde daha az eşya eşittir daha kaliteli bir yaşam fikri yatıyor. Bir başka deyişle Konmari Metodu, evinizde yer alan tüm eşyaların belli bir amaca hizmet ettiğinden ve size mutluluk verdiğinden emin olmanız gerektiğini söylüyor.

En temelde, bu yöntemin iki boyutu var; bunlardan ilki, eşyaları kategorilere ayırmak. İlk olarak hiçbir ayrım yapmadan önünüze aldığınız eşyaları birer birer sınıflandırıyorsunuz ve yaptığınız her sınıflandırmayı tüm yönleriyle ele alıyorsunuz. Bu ne demek? Örneğin, montlarınızı düzenliyorsanız evin her köşesindeki montları bir araya getirmelisiniz – o gün giydiğiniz ve portmantoya astığınız ince montu da, soğuk kış günleri için yatağın altında sakladığınız montları da, hepsini.

Eşyalarınızı kategorilere ayırdıktan sonra yapmanız gerekense, her biri için “Bu eşya bana mutluluk veriyor mu?”diye sormak. Altını çiziyoruz, soru: “Bir gün ihtiyacım olur mu?”, “Dolabımda bulunması iyi olur mu?”değil; Bana mutluluk ve keyif veriyor mu? Marie Kondo’ya göre bundan sonrası çok basit; cevabınız evetse o eşya sizinle kalmalı, hayırsa kalmamalı.

Bu sınıflandırmayı yaptıysanız, sıra yerleştirmeye geliyor. Bu noktada, sizi Marie Kondo’nun dikey katlama yöntemiyle tanıştırmak istiyoruz. Bu yöntem, kıyafetleri olabilecek en küçük boya gelene kadar defalarca kez katlayıp çekmecelere dikey olarak yerleştirmeyi kapsıyor. Evde geçirdiğiniz süre boyunca, Konmari Metodu’nun yardımıyla hem gerçekten ihtiyaç duymadığınız, kullanmadığınız ve size iyi hissettirmeyen eşyalardan arınabilir hem de size iyi hissettiren eşyaları sahip olduğunuz alandan maksimum verim alabileceğiniz şekilde düzenlemeyi öğrenebilirsiniz.

Mutfağa girin, artakalan malzemelerle harikalar yaratın.

 

Evde boş zamanınız varsa, sıfır atığı mutfakta uygulamayı deneyimlemek için neyi bekliyorsunuz? Kolları sıvayın ve içinizdeki doğaya saygılı şefle tanışın. Sıfır atık mutfakla ilgili kendi sınırlarınızı zorlamanın birçok yolu olabilir; tek bir malzemeyi seçip onu farklı şekillerde nasıl kullanabileceğinizi araştırabilir, pişirilmiş veya pişirilmiş gıdaları değerlendirmenin yollarını keşfedebilirsiniz. Öyleyse gelin, ilham dolarak takip ettiğimiz Ruhun Doysun’un birkaç önerisine birlikte kulak verelim:

  • Pancar turşusu yaptığınızda pancarın yapraklarını böreklerde kullanabilir,
  • Kahvaltı tabaklarında az kalmış kahvaltılıkları biriktirip, sonra ekmekle beraber küçük küçük doğrayıp yumurtayla birleştirerek omlet yapabilir,
  • Bayat ekmekleri ıslatıp, unla harmanlayıp onları börek hamuruna dönüştürebilir,
  • Kereviz saplarını sıkıp içebilir, yapraklarını doğrayıp çorbalarınızda kullanabilirsiniz.

Bu liste daha uzayıp gider! Önemli olan içinizdeki dönüştürme ve yeniden kullanma isteği, ona kulak verin.

Doğayla temasa geçtiğiniz meditasyonlar yapın.

 

Evde olduğunuz zamanlarda kendinize; özünüzle, yani doğayla bağlantıya geçtiğiniz meditatif anlar hediye edin. Gözlerinizi kapayın, birkaç kez derin nefesler alın ve içinde yaşadığınız gezegenle aranızdaki ilişkiye şöyle bir bakın. Ondan neler bekliyorsunuz? Peki ya bundan önce, siz ona neler veriyorsunuz?

Bugüne kadar bilinçli veya bilinçsiz olarak gezegende bıraktığınız etkileri gözünüzde canlandırmaya çalışın ve tümünün sorumluluğunu almaya niyet edin. Bu canlandırma sırasında size iyi hissettirmeyen, hatta belki keşke yapmasaydımdedirten davranışlarınızla karşı karşıya kalabilir, onlarla yüzleşebilirsiniz. Bu çok normal. En önemli adım, farkındalık. Önce fark edin, sonra bu davranışlarınızda neyin doğru olmadığını içselleştirin. Etki alanınızın genişliğini, bir bütünün parçası olduğunuzu hissedin.

Bir sonraki adımsa, neyi farkla yapabileceğinizi düşünmek. Artık harekete geçme ve dönüştürme zamanı. Alışkanlıklarınızı doğaya faydalı olacak yönde değiştirmenin yollarını araştırın, küçük görünen davranış değişikliklerinizin bütünde yaratacağı etkiyi görmeye çalışın. Bu dünya için yapabileceğiniz neler var? Şimdi söz sizde.

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (tüm alanlar zorunludur)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.

Turkish