PLASTİK VE TEKSTİL SEKTÖRÜNÜN YIKICI İLİŞKİSİ

Birçoğumuzun da bildiği gibi dünya üzerinde üretilen plastiklerin çoğu maalesef ki okyanuslarda son buluyor. Ancak bu kirliliğin ana sebeplerinden birini henüz hepimiz bilmiyoruz: kıyafetlerimiz. Bu hafta #SuCoBlog’un merceğinde; severek takip ettiğimiz, tek kullanımlık plastikler ile ilgili düzenli olarak bilgilendirici ve eğlenceli podcast’ler paylaşan How To Save The World adlı serinin 14. bölümü olan “Fashion Sustainability / Sürdürülebilir Moda” var!

Evet, sürdürülebilir moda mümkün. Ya da şöyle düzeltelim; tekstil sektörü doğası gereği üretim ve talepleri karşılama odaklı olduğundan yüzde yüz, baştan sona atıksız ve sürdürülebilir olması mümkün olmasa da; bireysel alışkanlıklarımızı değiştirerek, kendimiz için mümkün olduğunca uzun ömürlü ve sürdürülebilir bir giyim şekli yaratmamız mümkün. Ancak gelin öncesinde, plastik ve tekstil sektörünün yıkıcı ilişkisini yakından tanıyalım ki, bu hızlı tüketime dayalı düzeni değiştirmek için yapmamız gerekenleri anlayalım.

Tekstil endüstrisinin doğaya etki eden en önemli unsuru, şüphesiz, kumaş. Doğal kumaş veya sentetik kumaş olarak ikiye ayırabileceğimiz bu unsur, su kullanımından atık miktarına, doğayı ilgilendiren pek çok konuda başrolde yer alıyor. Pamuk, ipek, keten, yün, kaşmir gibi doğal kumaşlar; polyester, naylon, lycra gibi sentetik kumaşlara kıyasla çok daha doğa dostu olsa da, onlar da suya fazlasıyla ihtiyaç duymaları ile öne çıkıyor. Özellikle koton, çok fazla miktarlarda suya ihtiyaç duyan bir malzeme. Yalnızca bir koton tişört üretimi için bile yaklaşık 102.200.000 litre su kullanıyor. Tüm dünyadaki tişört üretimini siz düşünün!

Bunların yanında çok daha fazla atık çıkmasına neden olan ve büyük miktarda karbon emisyonuna neden olan sentetik kumaşlar, ucuz ve üretimi kolay olduğu için tercih ediliyor. Doğada çözünemedikleri gibi, kullanıldıkları süre boyunca ve sonrasında arkalarında milyonlarca küçük plastik atık bırakıyorlar. Biz bunlara, mikrofiberler ya da hepsini kapsayan adıyla mikroplastikler diyoruz.

How To Save The World’ün paylaştığı verilere göre, dünyada üretilen kıyafetlerin %60’ında sentetik kumaş kullanılıyor. Yani; üretilen kıyafetlerin %60’ı her yıkamada doğaya sayısız mikrolif bırakıyor. Sayısız derken, 2011 yılında yürütülen bir çalışmanın sonuçlarından yola çıkarak, bir yıkamada ortaya çıkan 1900 fiberden söz ediyoruz. Mikrofiberleri; 5 mm’den küçük plastik parçaları olarak düşünmek mümkün. Çoğu zaman da gözle görünmeyecek kadar küçük olduklarından, atık su arıtma tesislerinde tamamiyle arıtılamıyor ve okyanuslarda birikiyorlar. IUCN’in verilerine göre, her yıl 0.6 – 1.7 milyon ton mikrofiber okyanusta son buluyor. Onları besin zannederek yiyen deniz canlıları ise, kimler tarafından tüketiliyor dersiniz? Sizin, bizim tarafımızdan. Yediğimiz balıkta, içtiğimiz suda mikrofiberler var. Öyle ki, son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre, Atlantik’in kuzeybatısında bulunan balıkların %75’inin midesinde mikroplastik olduğu öne sürülüyor.

Peki neler yapılabilir? Podcast’te paylaşılan çözüm önerilerinden biri, fiberlerin emisyonunu azaltan çamaşır makineleri tasarlanması. Bizce de harika bir fikir! Öğrendik ki, çalışmalarını University College Dublin’de sürdüren bilim adamı Mark Browne, tam da bu proje üzerine odaklanıyormuş. Bir başka öneri ise, tekstil üreticilerinin daha az dökülen kumaşlar tasarlaması. Ve tabii ki, son noktada her şey, biz tüketicilerde bitiyor.

Çok daha bilinçli, çok daha düşünerek alışveriş yapmalıyız. Aldığımız giysilerin hangi kumaşlardan yapıldığını araştırmalı, sormalıyız. Daha az ama kaliteli ve uzun ömürlü giysilerimiz olmalı. Çamaşırlarımızı ise biriktirip, daha uzun aralıklarla yıkamayı denemeliyiz. Yıkarken soğuk su kullanmalı; eskiyen, hasar gören kıyafet ve ayakkabılarımızı hemen çöpe atmak yerine, onarmayı denemeliyiz. Veya kullanmadığımız kıyafetleri çevremizdekilerle değiş tokuş edebiliriz. İkinci el, vintage dükkanlardan alışveriş yapmak, yeni kıyafet alırken poşet istemediğimizi söylemek de yapabileceklerimiz arasında. Görüyorsunuz, istedikten sonra; yapabileceğimiz şey çok! O zaman hadi gelin, bugünden başlayalım.

Podcast'i buradan dinleyebilirsiniz!

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (all fields required)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.