COVID-19 GÜNLERİNDE SU TÜKETİMİNE GÖSTERİLEN ÖZEN

Covid-19 salgınının beraberinde getirdiği yeni yaşam düzenine alışmaya çalıştığımız bugünlerde, evlerimizde kalarak gerekli olmadıkça dışarı çıkmıyoruz. Virüsle başa çıkmanın en başında hijyen kurallarına her zamankinden fazla özen göstermek olduğunu da göz önünde bulundurursak, suya olan bağlılığımız da bu dönemle birlikte epey arttı. Gelin, virüsün su israfına olan etkisini detaylıca inceleyelim ve bu süreçte daha dikkatli olabileceğimiz noktalara yakından bakalım.

Birleşmiş Mülletler’in (2019) raporlarına göre, günümüzde 2 milyar insan su ve sanitasyon hizmetlerine erişim konusunda büyük stres altında. Milyonlarca kadın ve çocuk, her gün birkaç saatini suya erişebilmek için harcamak zorunda kalıyor. Şimdilerde bu tabloya, Covid-19 salgınının etkisiyle birlikte artış gösteren su tüketimi de eklendi. Evet, küresel çapta bir salgını deneyimliyoruz ve bu süreçte her birimiz birbirimizden sorumluyuz, dolayısıyla gerekli önlemleri almak elzem ancak bunu suyu tasarruflu kullanarak da yapabiliriz. Önce bu günlerde, Türkiye olarak su israfı konusunda ne durumdayız sorusunu yanıtlandıralım, sonra da bireysel olarak yapabileceklerimizi tartışalım.

Artık hepimiz, virüsten korunmanın en etkili yollarından biri olarak, elleri sık sık ve en az 20 saniye boyunca temiz su ve sabunla yıkamanın önemini biliyoruz. Çoğunluğun bu önlemi hayatına etkin bir şekilde dahil ettiğiniyse, Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız’ın açıklamalarından anlamak mümkün. Kendisi, şu anki verilerden yola çıkarak; salgın nedeniyle 6 ay içinde içme ve kullanma suyu tüketiminde %10-15 oranında bir artış öngördüklerini açıkladı. Bu artışın önüne geçmek içinse, önce bilinçsiz su kullanımı gerçekleştirdiğimiz anların farkında olmamız, sonra da farklı davranış şekillerine yönelmemiz gerekiyor.

 

Ayrıca, geçen yılın bahar dönemlerinde İstanbul barajlarındaki doluluk oranı %94 iken, bu yıl bu oranın %63’lere gerileyerek, son 10 yılın en düşük ikinci seviyesini ortaya koyduğu biliniyor. Başlı başına %31’lik bir düşüşten söz ediyoruz.

Her zaman söylüyoruz, karşımızda nasıl bir tablo olursa olsun, onu gezegenin iyiliği için maksimumda fayda sağlayacak şekilde dönüştürmek bizlerin elinde. El ele verirsek, her şey mümkün. İşte böyle düşünerek, Covid-19 ve su tüketimi ilişkisiyle ilgili birkaç noktayı size yeniden hatırlatmak istiyoruz. Suyu kullanarak almaya devam edeceğiniz önlemler bir yana, -ki bu önlemlerin de en sürdürülebilir şekilde nasıl alınması gerektiğini konuşacağız, yeterli süre maruz bırakıldığı takdirde, güneş ışığının da dezenfektan görevi gördüğünü unutmayın. Aynı zamanda, dezenfeksiyon amaçlı tuzlu su spreyi kullanmak veya tuzlu suyla gargara yapmak gibi önlemlerin etkili olmadığı artık biliniyor. Tuzlu su virüsü öldürmüyor; dolayısıyla bu tür uygulamalar, bu dönemde karşımıza çıkan bilinçsiz su tüketimi örnekleri olmaktan öteye geçemiyor diyebiliriz.

 

Peki ne yapmalıyız? Öncelikle, ellerimizi sabunla ovuşturduğunuz 20 saniye boyunca suyu her açık bıraktığımızda 2 litre suyun boşa akmasına sebep olduğumuzu unutmamalıyız. Bu yüzden en fazla özen gösterebileceğiniz nokta, gün içinde ellerinizi sık sık yıkarken; sabunlama esnasında musluğu kapatmak ve ellerinizi durulayacağınızda musluğu yeniden açmak olabilir. Aynı şekilde, dişlerinizi fırçalarken, yüzünüzü yıkarken veya tıraş olurken de buna dikkat edebilirsiniz.

Size, duş alma sürenizi 1-2 dakika kısaltarak, tek başınıza bir yılda 18-36 ton su tasarrufu sağlayabileceğini söylesek? Bu umut verici bilgiyi aklınızda tutarak, bu dönemi duş sürenizi olabildiğince azaltmayı deneyebileceğiniz bir fırsat olarak görebilirsiniz. Aynı zamanda, eko duş başlıkları ve akıllı musluklar tercih ederek, suyun akışının düşürülmesinde ve böylece gereksiz yere akmasının önüne geçilmesinde rol oynayabilirsiniz. Sifonlarınızın da daha az su akıtma özelliğiyle bilinen ikili sisteme geçmesini sağlayabilirsiniz.

 

Bir diğer konu, evde daha fazla zaman geçirmenin bir sonucu olarak artan çamaşır ve bulaşıklar. Her şeyden önce, elde yıkamaya kıyasla bulaşık makinesinde yıkamanın daha tasarruflu olduğunu unutmayın. Elde yıkamanızın gerektiği noktadaysa, yıkama sırasında yine musluğu açık tutmamak önemli. Bu dönemde aynı zamanda kıyafetlerimizi de çok daha sık yıkar olduk. Dolayısıyla, suyu gereksiz yere harcamamak adına, hem çamaşır hem de bulaşık makinelerini tam dolduğunda çalıştırmaya özen gösterebilirsiniz.

 

Tabii, market alışverişlerinizde de satın aldığınız ürünleri doğru şekilde dezenfekte etmeniz çok önemli. Ancak burada da size hatırlatmak istediğimiz bir nokta var: örneğin, meyveleri tek tek yıkadığınızda büyük miktarda suyun boş yere harcanmasına sebep oluyorsunuz. Oysa, tüm meyveleri su dolu bir kabın içerisinde bekletmek, aynı orandadezenfeksiyon sağlıyor.

Suyu idareli ve bilinçli kullanmak bir seçim, bir bakış açısı – bir yaşam şekli. Dolayısıyla bu farkındalığı hayatlarımızın her alanında uygulamamız gerekiyor. Suyu doğrudan tükettiğimiz alanların yanı sıra; satın aldığımız her ürün için ne kadar su kullanıldığını düşünmemiz ve su kullanımına yönelik diğer tüm dolaylı yolların da bilincinde olmamız önemli. Bu, bir kot pantalon satın almaya karar verdiğimizde, o pantolonun üretilmesi için kaç litre su kullanıldığını düşünmekten; et tüketimimizi azaltarak, kendimiz için hazırladığımız bitki bazlı tabak sayısını artırmaya, yaşamın her alanını kapsıyor.

Hepimizin seçimlerinin ve yaşam şekillerinin doğrudan bağlantılı olduğunu bizzat deneyimlediğimiz bir dönemden geçiyoruz. Covid-19 salgını, dünya üzerindeki her bir insanın temiz suya erişiminin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor böylece. Gerisi, bizlerin elinde.

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (tüm alanlar zorunludur)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.