İRİS ESKİNAZİ İLE İLHAM VEREN PROJESİ

İris Eskinazi ve ilham veren projesi Trashtalk’la tanışın: Koç Üniversitesi’nin Endüstri Mühendisliği ile Medya ve Görsel Sanatlar çift anadal programından yeni mezun olan İris, etrafında atık, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik konusunda farkındalık yaratma amacıyla Trashtalk adlı bir proje başlatmış. Bu amaç doğrultusunda, kağıt tüketiminden plastik şişe kullanımına, üniversite içinde çeşitli veriler toplamış ve bu verileri dikkat çekici tasarımlarla @trashtalk.ku adlı Instagam hesabından paylaşmaya başlamış. İris’le elde ettiği çarpıcı verilerden bu projenin hayatına olan katkılarına, ufuk açıcı bir sohbet gerçekleştirdik. Hazırsanız başlıyoruz.

İris merhaba! Öncelikle seninle bir araya geldiğimiz için çok mutluyuz. Biraz yakından tanıyabilir miyiz seni? Hikayeni senden dinlemek isteriz.

Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği ve Medya & Görsel Sanatlar çift anadal programından yeni mezun oldum. Üniversite macerama ilk olarak mühendis olarak başladım ancak tasarım benim için her zaman bir tutkuydu, bu nedenle kendimi çift anadal programının içinde buldum. Medya ve Görsel Sanatlar bölümü bitirme projem için şu an bu röportajı yapmamıza vesile olan Trashtalk adında bir geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik projesi yaratmaya karar verdim. Şu an ise bir yandan pandemi döneminde mezun olma problemleri ile yüzleşiyor bir yandan da Servis ve Kullanıcı Deneyimi Tasarımı üzerine staj yapıyorum.

Atık, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik konusuna ilgin nasıl başladı? Bu konuyla ilgili çalışmalar yapmaya nasıl karar verdin? Seni harekete geçiren ne oldu?

Günümüzde insanın çevre üzerindeki etkisi ve aşırı tüketim, küresel sorunların başında geliyor. Bu nedenle bitirme projemde odaklanmak istediğim alanın sürdürülebilirlik ve atık yönetimi olduğuna önceden karar vermiştim diyebilirim. Nüfusumuz her saniye artıyor ve dünyanın kaynaklarını gittikçe daha hızlı bir şekilde tüketiyor ve atığa dönüştürüyoruz. Çevreyi korumak için büyük bir değişikliğin şart olduğu konusunda birçok kişi hemfikir. Ancak fark etmemiz gereken nokta, bu değişikliğin sadece politikacılardan ya da işletmelerden değil hepimizden gelmesi gerektiği. Durumu anlamadan ve doğurduğu sonuçlar hakkında daha derin bir farkındalık geliştirmeden, bu tür değişikliklerin gerçekleşmesi olası değil.

Bu konuyla ilgili ilk farkındalık anımsa, üniversitede yazıcıların kenarlarında terk edilmiş ve kullanılmayan kağıtları, etrafa saçılmış yüzlerce kahve bardağı ve plastik şişeleri görmeme dayanıyor. Bu doğrultuda Koç Üniversitesi öğrencilerinde, en ufak bir farkındalık yaratma ihtimali beni heyecanlandırdı ve Trashtalkprojesini başlatmaya itti.

 Projeni yaratırken verilerini kimlerden ve nasıl topladın? O süreçten bize biraz bahsedebilir misin?

Mühendislik arka planımdan dolayı olsa gerek, bitirme projemi veri görselleştirmeleri üzerine yapmak her zaman istediğim bir şeydi. Trashtalkproje fikri de bu isteğimi gerçekleştirmek adına çok güzel bir fırsat oldu. Özellikle öğrenciler arasında farkındalık yaratabilmek adına toplamam gereken birçok çarpıcı veri vardı. Bu verilerin bazıları internet araştırmalarımdan edindiğim genel bilgilerden oluşurken bazıları ise üniversite çapındaki tüketim verileriydi.

Bu süreçte ilk başvurduğum yer okul idaresi oldu. İhtiyacım olan verilerin listesini çıkararak çeşitli birimlerle iletişime geçtim, toplantılar ayarladım. Proje fikrimi anlatıp, projeyi gerçekleştirebilmek için ihtiyacım olan verileri paylaşarak projeye destek olmaları konusunda onları ikna etmeye çalıştım. Her ne kadar projenin fikir ve amacını beğenseler de birçok toplantı bu verilerin kurumsal gizli bilgi olarak değerlendirildiği ve bu nedenle paylaşılamayacağı kararıyla sonlandı. Bu noktada elimdeki veriler üniversitemizdeki yıllık atık miktarı, bu atıkların geri dönüşüm oranları ve okul yazıcılarında harcanan kağıt miktarı ile kısıtlıydı. İstediğim etkiyi elde edebilmek için daha fazla veri gerekiyordu, bu nedenle verileri kendim toplamaya karar verdim. Plastik ve alüminyum tüketimlerini belirleyebilmek adına okuldaki tüm işletmelere teker teker gidip çalışanlara sorular sorarak bu verileri toplamaya başladım. Tüm bu çabaların sonunda projeyi hayata geçirmemi sağlayacak uzunca bir excel dosyasıyla baş başa kaldım.

Bu bahsettiğim üniversitede veri toplama süreci devam ederken, genel olgular bulabilmek için internette güvenilir kaynak ve kuruluşlardan bilgi toplamaya da devam ettim. Bundan sonraki aşama ise elde edilen verileri dikkat çekici ve farkındalık yaratabilecek tasarımlar haline getirmekti, bu amaçla yola koyuldum.

 

Biraz da elde ettiğin sonuçlarla ilgili konuşalım. Ne gibi veriler elde ettin, bu veriler sayesinde ne gibi çıkarımlar yaptın, bizimle paylaşabilir misin?

Elde ettiğim verileri kendi içlerinde gruplandırarak inceledim ve görselleştirmeleri de bu şekilde düzenledim. Şimdi sırayla bunlardan bahsedebiliriz.

Okulda en çok dikkatimi çeken atıklardan ilki tek kullanımlık kahve bardaklarıydı. Bununla ilgili veri toplayabilmek için üniversitemizde kahve satışı yapan işletmelere teker teker giderek günlük kahve satışları hakkında bilgi aldım. Bunların hepsini değerlendirip birleştirdiğimde ise Koç Üniversitesi’nde günde ortalama 4300 adet tek kullanımlık kahve bardağının tüketildiği ortaya çıktı. İnternet araştırmalarım sonucunda öğrendiğim bir bilgi, zaten çok büyük olan bu miktarın gözümde daha da büyümesine yol açtı. Tek kullanımlık kahve bardakları ne kadar geri dönüştürülebilir gibi gözükse de, çoğu tek kullanımlık bardak onları sıvı geçirmez yapan ince bir polietilen tabakasıyla kaplanıyor, bu da onları yeniden işlenmesi zor ve pahalı bir madde haline getiriyor. Kısacası kağıttan oluşan dış katmanı plastik iç kısımdan ayırmadığınız sürece kahve bardaklarınız geri dönüştürülebilir değil. Bu nedenle yeniden kullanılabilir kahve kupaları ve termoslar çok büyük bir önem taşıyorlar. Bu noktada, bir daha kahve almaya giderken bu bilgileri aklınızın bir köşesinde tutmak iyi bir fikir olabilir.

Diğer bir konu, Koç Üniversitesi’nde çıkan toplam atık ve geri dönüşüm miktarlarıydı. Sadece 2019 yılında üniversitenin gömülmüş atık miktarı 302 ton. Bazen bu birimler insan aklında çok açıklayıcı olmuyor; 50 fil, 200 araba ya da 500 bin basketbol topu ağırlığında da diyebiliriz. Çöplerimizi atıyoruz ve unutuyoruz, ancak bu çöpler öylece yok olmuyorlar. Kaynaklar, atıkların yaklaşık %75’nin geri dönüştürülebilir olduğunu belirtirken, Koç Üniversitesi’nde 2019 yılında atıkların sadece %22.7’si geri dönüştürülmüş. Bu konuda daha iyisini yapabileceğimiz açık.

Sıradaysa teneke kutular var. Alüminyum kutuların ayrışması, diğer bir deyişle yeryüzünden kalkması 80 ila 100 yıl kadar sürüyor. Oysa tek bir tenekenin geri dönüştürülmesi bir ampulün 3.5 saat yanmasına yetecek kadar elektrik tasarrufu sağlıyor. Koç Üniversitesi’nde ise günde ortalama 520 teneke kutu tüketiliyor. Basit bir matematikle günlük tüketilen alüminyum kutularının geri dönüştürülmesi ile bir ampulün 1820 saat, yani yaklaşık 76 günlük elektriğinin tasarruf edilebileceğini söyleyebiliriz.

  

Odaklandığım konulardan bir diğeri ise üniversitedeki kağıt tüketim miktarıydı. Okulun pek çok köşesinde konumlanan yazıcılar, öğrencilerin dilediği yerde çıktı almalarına olanak sağlıyor. 2019 yılında yapılan baskılarda tüketilen kağıt miktarlarını hesaplamak maalesef biraz moral bozucuydu. 2019 yılında Koç Üniversitesi’nde 22.7 ton kağıt harcamışız. 1 ton kağıdın 17 ağaca denk geldiği bilgisiyle birlikte 387 ağaç tüketmişiz de denilebilir. İlginç gerçek ise, sadece bu çıktıları çift taraflı basmayı tercih ederek 116 ağaç kurtarabilirdik. Edindiğim verilerin arasında hangi bölümde okuyan öğrencilerin ne kadar çıktı aldığı konusunda da bilgiler vardı. Bu veri doğrultusunda en çok kağıt harcayan beş bölümü görselleştiren bir grafik hazırladım. İlgili bölümde okuyan öğrencilerin bu gerçeği farkına vardıklarında o listeden çıkmak için çaba harcayacaklarını umuyorum. Genel olarak bir şeyin çıktısını alırken buna gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını sorgulamak, çıktı almak zorunda olduğumuzda da çift taraflı baskı almak tüm bu bahsedilen tüketimleri azaltacaktır.

Üzerinde durduğum son konu ise üniversitede her noktada karşıma çıkan su şişeleriydi. Bir su şişesinin yeryüzünde ayrışması yaklaşık 450 yıl sürüyor. Yani tek kere kullanılıp atılan plastik su şişeleri çok uzun süre yeryüzünde varlığını sürdürüyor. Koç Üniversitesi’nde günde yaklaşık 2400 adet su şişesi harcanıyor. “Tek bir su şişesinden ne olacak ki?” diye düşünen herkes, 7 milyar insan aynı şekilde düşündüğünde neler yaşandığını fark etmiyor. Tek bir kişinin plastik su şişeleri yerine bir matara kullanmaya karar vermesi bile yılda yaklaşık 156 plastik şişenin harcanmasına engel oluyor.

Ulaştığın sonuçlar seni şaşırttı mı, nasıl yorumluyorsun bu verileri? Şunu da merak ediyoruz, böyle bir projeyi yürütmek hayatına nasıl bir katkı sağladı, neyi fark etmeni sağladı?

Daha veri toplamaya başlamadan önce bile çok çarpıcı çıkarımlar elde edebileceğime emindim aslında. Çünkü okulda dersten derse giderken etrafta gördüğüm kağıt yığınları, ağzına kadar şişelerle dolmuş çöp kutuları tüketim alışkanlıklarımızın sıkıntılı olduğunu ortaya koyuyordu. Topladığım veriler sadece birkaç sayıdan ibaretti, bunları yorumlayıp anlamlandırınca durum gittikçe daha etkileyici olmaya başladı. Harcanan kağıtların ne kadar ağaca mal olduğunu görmek, günde harcanan plastik şişe ve kahve bardaklarının sayıca ne kadar çok olduğunu fark etmek ve bunların yeryüzünde ne kadar uzun süre kaldığını algılamak gerçekten şaşırtıcıydı.

Beni şaşırtan başka bir nokta da çok kısa sürede proje için güzel tepkiler almış olmaktı. Instagram’da @trashtalk.ku hesabını açıp tasarladığım görselleri paylaşmaya başladım. Çok kısa süre içerisinde üniversiteden tanımadığım insanlar görselleri kendi hikayelerinde paylaşmaya ve destekleyici mesajlar atmaya başladılar. Projeye başlarken hedefim okul çapında bir farkındalık yaratmaktı ve bu paylaşımların çokluğu bu nedenle beni çok heyecanlandırdı.

Bu projeyle birlikte, kendim kısmen farkında olduğum ve çabaladığım bir konuda artık yakın çevremi de ikna edecek bilgiye sahip oldum. Termosla çay alırken rahatlıkla kağıt bardağı eleştirip sebebini açıklayabiliyorum. Küçük değişikliklerle tüketimin önüne geçmenin kolay olabileceğini artık herkese göstermeye çalışıyorum.

Sen tüm bu konuların neresindesin? Günlük hayatında atık, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik konularında ne gibi noktalara özen gösteriyorsun?

Bu projeyle birlikte farkındalığım önemli derecede arttı denilebilir, dolayısıyla geri dönüşüm ve sürdürülebilirliğin hayatımdaki yeri de gittikçe artıyor. Öncelikle uzun zamandır sürekli yanımda su mataramı taşıyorum, bu hem bana gün içinde su içmeyi hatırlatıyor hem de plastik tüketmememi sağlıyor. Mümkün olan yerlerde çay alırken kendi termosumu kullanıyorum. Bunun dışında üniversitede kağıt tüketimim her zaman minimumdaydı. Gerekmedikçe herhangi bir baskı yapmıyor, ders kitaplarımın dijital kopyalarını kullanıyor ve notlarımı da dijital olarak tutuyordum. Plastik poşet kullanımını azaltmak için market alışverişi yaparken mutlaka yanımda bez çantamı götürüyorum. Evde de kullanılmış kavanoz ve ambalajları tekrar kullanmaya özen gösteriyoruz, yemeklerimizi saklarken streç filme alternatif olarak tekrar kullanılabilen silikon kapaklar tercih ediyoruz. Son olarak, pandemi dönemiyle birlikte hayatımızın bir parçası haline gelen maskeler de önemli bir tüketim kaynağı olmaya başladı. Bu durumun önüne geçebilmek için tekrar kullanılabilen kumaş maskeleri tercih ediyorum.

Bildiğimiz üzere, projeni ilerletebilmen için daha fazla veriye ihtiyacın var. Buradan açık bir çağrı yapalım istersen, bu konularla ilgili bireysel veya kurumsal verilerini seninle paylaşmak isteyenler seninle nasıl iletişime geçebilirler?

Evet, hem mezun olmam hem de kendi imkanlarımla elde edebildiğim verilerin tükenmesi nedeniyle şu an proje maalesef aktif bir şekilde devam etmiyor. Ancak yeni fırsatlar doğması halinde projeyi devam ettirmek, yeni bilgiler eklemek ve ulaşabileceğim kitleyi artırmak konusunda oldukça hevesliyim. Dolayısıyla bu konuda fikir, öneri veya veri paylaşımında bulunmak isteyenler benimle @trashtalk.ku Instagram hesabından ya da iris.eskinazi@gmail.com mail adresinden iletişime geçebilirler.

Son olarak, atıklarla olan ilişkisini doğaya faydalı olacak şekilde dönüştürmek isteyenlere senin tavsiyelerin ne olur, nereden başlayabilirler sence?

Bence bu farkındalığa varıp, bu konuda bir şeyler yapmak istedikten sonra bu dönüşüme başlamak oldukça kolay. Bu bir yarış değil, kendi tüketimini elinden geldiği kadar azaltmak; dolayısıyla insanın çevresindekileri bu konuda düşünmeye itmesi bile oldukça büyük bir adım olur. Bunun dışında, sevdiğiniz ve zevkle yanınızda taşıyacağınız bir matara ve termos edinin. Neyin geri dönüştürülebilir neyin geri dönüştürülemez olduğunu bilerek tüketim tercihlerinizi buna göre yapmaya çabalayın. Geri dönüşümü etkili bir şekilde hayatınızın bir parçası haline getirmeye çalışın. Kullanılmış eşyalarınızı farklı formlarda tekrar hayata katmanın yollarını arayın. İş yerlerinizde veya okullarınızda ne kadar kağıt tükettiğinizin farkında olun ve zorunda kalmadıkça çıktı almayın. Yazdırmanız gereken dokümanları çift taraflı bastırdığınıza emin olun.

Çok teşekkür ederiz İris, hepimiz için çok ufuk açıcı bir sohbet olduğuna inanıyoruz. Son olarak, okuyucularımızla paylaşmak istediğin başka bir konu var mı?

Ben teşekkür ederim! Son olarak ilgili veriyi toplayamadığım için projeme dahil edemediğim ancak değinmek istediğim bir konu daha var: yemek atıkları. Dünya çapında üretilen tüm yiyeceklerin %33-50'si tüketilmiyor. Lütfen gereğinden büyük porsiyonlar almayın, tüketmediğiniz her yemeğin çöpe gittiğinin farkında olun. Yiyecek israfını kesmek para tasarrufu yapmanızı sağlarken aynı zamanda da gezegeni korumaya yardımcı olmanın en kolay yolu.

Bir diğer konuysa şu: Pandemi dönemiyle birlikte kişisel eşya kullanımı ve hijyen dönemi başladı. Tek kullanımlık bardaklar ve tabaklarla birlikte plastik tüketiminde de artışlar olmaya başladı. Bu nedenle özellikle bu dönemde herkesin kendine ait termos/pipet/bez çanta gibi eşyaları alışkanlık haline getirmesi çok olumlu sonuçlar doğurabilir.

Tek bir kişinin seçimleriyle dünyada çok şeyin fark etmeyeceğini düşünenler, lütfen bu verileri göz önünde bulundurun ve bir kişinin senelik tüketiminin aslında ne kadar çok şey ifade ettiğini anlamaya çalışın. Tüm bu değişiklikleri mükemmel bir şekilde yapacak tek bir kişiye değil, bunu kusurlu bir şekilde de olsa yapacak milyonlara ihtiyacımız var.

Röportaj: İrem Bali

Yorum yaz (tüm alanlar zorunludur)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.