DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ: DOĞAYA DUYDUĞUN SAYGIYI GÖSTER!

Her birimizin aslında doğanın bir parçası olduğunu, birlikte bir bütün oluşturduğumuzu ve bunun karşılıklı bir uyum içinde yaşamayı gerektirdiğini gerçekten farkında mıyız? Evet, doğanın önemi bizlere küçüklüğümüzden beri anlatılıyor olabilir ya da okulda öğretmenlerimiz, çekirdek ailemizde anne ve babamız bizlere çevre bilinci aşılamaya önem vermiş olabilir ancak biz, büyüyüp de hayata karşı duruşumuzu, bakış açımızı belirledikten sonra bunu ne derecede içselleştirebildik, hiç sordunuz mu kendinize? Gelin, tam da bugün, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde doğayla ilişkimizi birlikte sorgulayalım.

Hani insanoğlu bir şeylerin değerini kaybetmeden anlamaz denir ya, bize sorarsanız konu doğa olunca durum tam da böyle. Doğa bizi sarıp sarmalayan, mükemmel bir güzellik. Hepimiz içimiz sıkıştığında kendimizi biraz temiz hava almak için dışarı atıyoruz, hafta sonları arkadaşlarımızla doğayla iç içe programlar yapmak için can atıyoruz, tatil olsa da huzur içinde yeşile değmenin tadına varayım diye düşünüyoruz. İşin üzücü yanı, doğanın her gün elimizden biraz daha kayıp gittiğini farkına varamıyoruz. Görmeye alıştığımız güzel doğa manzaralarının yerini kuraklaşan topraklar, belki de apartmanlar ve binalar alıyor; berrak sularına hayran olduğumuz denizler her geçen gün daha çok kirleniyor. Bugünlü tüketim ve üretim alışkanlıklarımızı devam ettirdiğimiz sürece nüfusun 2050 yılına geldiğimizde 10 milyara yakın olacağı ve bugünkü yaşamımızı sürdürmek için üç gezegene ihtiyacımız olacağı biliniyor. Sizce de illa o günün gelmesi mi gerekiyor, öncesinde farkına varmak mümkün değil mi? Bizce mümkün.

Mümkün diyoruz çünkü 1972’den bu yana etrafımız doğaya duyduğu saygıyı eyleme dönüştürmek isteyen ve harekete geçen güzel insanlarla dolu. Hem de dünyanın dört bir yanından! Evet, 1972’de Birleşmiş Milletler Örgütü, Stockholm’de 133 ülke ile bir araya gelerek Çevre Konferansı’nın toplanmasını sağladı. Konferans boyunca bireyler, genel olarak çevre kirliliğine ne gibi önlemler alınabileceğinden küresel ısınmaya, sürdürülebilir tüketimden deniz kirliliğine çok sayıda konu üzerine fikir üretildi. Konferansın sonunda 5 Haziran tarihinin “Dünya Çevre Günü” olarak kabul edilmesi sonucuna varıldı ve sürdürülebilir kalkınma, doğal kaynakların yenilenebilir bir biçimde kullanımı gibi önemli kararlar alındı. Bu kapsamda, Birleşmiş Millet Çevre Programı (UNEP) kuruldu ve ilk kez 1974 yılında, “Tek Bir Dünya” sloganıyla Dünya Çevre Günü kutlamaları yapıldı.

O tarihten bu yana, toplumun tüketim alışkanlıklarında değişim yaratmak isteyen milyonlarca insanın konuya destek vermeye devam ediyor. Aynı şekilde, zamanla kamuoyunun da duyarlılığının arttığını söylemek mümkün ancak maalesef ki zaman geçtikçe, doğa ile ilgili çözüme kavuşturulması gereken sorunlar büyüdü. Küresel iklim değişiklikleri, temiz suya erişim, giderek artan dünya nüfusu, nükleer enerji konusu, yeşil alanların tahribi derken nereden başlayacağımızı bilemez olduk. Oysa ki, en önemlisi doğru yerden başlamak değil, ne olursa olsun ‘bir yerden’ başlamak, inanın gerisi geliyor.

Her yıl 100’den fazla ülkede doğa ile ilgili evrensel bir farkındalık yaratma amacıyla sayısız etkinliğin gerçekleştirildiği Dünya Çevre Günü, yine her sene belli bir tema ve ev sahibi ülkenin desteğiyle gerçekleşiyor. Bu yılın teması her yıl yaklaşık 7 milyon insanın erken yaşta hayatını kaybetmesine sebep olan hava kirliliği, kutlamaların yapılacağı ülke ise Çin. Neden Çin derseniz, kendisi günümüzde giderek büyüyen yeşil enerji sektörü ile bir lider konumunda diyebiliriz. Dünyadaki elektrikli arabaların yarısı ve elektrikli otobüslerin %99’u Çin’de bulunuyor. Dolayısıyla 5 Haziran günü, Zhejiang eyaletinin Hangzhou kentinde gerçekleşecek çeşitli etkinliklere ek olarak Çin’in daha sürdürülebilir bir doğanın yaratımına yönelik inovasyon çalışmalarını sergilemesi bekleniyor.

Unutmamalıyız, Dünya Çevre Günü gibi özel günler toplumların bir araya gelerek yeşil teknolojiler yaratmak ve yenilenebilir enerji konusunda ilerlemek gibi açılardan fikir üretmesi için; uyandığımız her yeni gün ise alışkanlıklarımızı değiştirerek doğaya yararlı bireyler olmamız için çok önemli. Bir şey satın alırken iki kez düşünmek ve gereksiz tüketmekten kaçınmak, suyu bilinçli kullanmak, tek kullanımlık plastikleri hayatımızdan mümkün olduğunca çıkararak alternatifler geliştirmek, örneğin alışverişe bez çantayla gitme alışkanlığı edinmek veya matara kullanmaya başlamak, geri dönüşüm yapmak, çıkardığımız atıkları yeniden değerlendirmenin yollarını araştırmak ve çok daha fazlası doğaya saygımızı eyleme dönüştürmenin ve doğanın müthiş güzelliğini korumanın yolları. Sizce de gelecek kuşaklara daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için harekete geçmenin zamanı gelmedi mi?

Yazan: İrem Bali

Yorum yaz (all fields required)

Yorumlar editör onayının ardından yayınlanacaktır.